Kitaplığı karıştırırken elime geçti bu kitap. Yabancı geldi bana. Birinden mi aldım, biri mi verdi acaba diye içini karıştırdım ama kitap yepisyeni. Belli hiç okunmamış. Sonra içinde Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarlarından Mine G. Kırıkkanat'ın gazete kupürünü buldum. Mine Hanım bahsetmiş bu kitaptan, içinden fiş de çıktı. Haftasına almışım kitabı ama okumak bu zamana kaldı.
Adnan Oktar hocanın kendisi, cemaati, yaptıkları, ilişkileri, bilindik kişilerin bu cemaate yakınlığı, siyasiler, savcılarla olan bağlantılar, kedicikler (=yarı çıplak, çok güzel kızlar, bazılarının yaşları da epeyce küçük kızlar), süreçteki ilerleyiş çok acayip olaylar, hem de çok. Öyle böyle değil. Dudak uçuklatan cinsten.
Fetö ile bağlantı, ABD ve İsrail ilişkileri. güçlü kimse hemen o cenahın yanında, doğrultusunda olma kurnazlığı, bilgi sızdırma ve almada güçlü istihbarat ağı ve turnike sistemi. Kızlara yapılan baskı, zulüm, işkence... İnanılır gibi değil. Kızlar kandırılıyor, sevgilisi zannettiği kişi eliyle başka erkelerle ilişkiye yönlendiriliyor. teferruatı anlatmayayım da okursunuz. Mutlaka okunmalı.
Kızların uysallaştırılması, kibirlerinin kırılması gerektiği böylece İslama hazırlanması (aslında kendine Adnan hocaya yani) gerektiğini, dinen caiz olduğun söyleyip erkeklerin de buna inanması yani dinen böyle bir tutumun kabul edilebileceğine inanmaları garip değil mi? Asıl benim akıl erdiremediğim tarafı bu. Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir cahillik, nasıl bir insan görüşüdür ki buna eyvallah der. Ben buna inanmıyorum. İşlerine geldiği, bundan çıkar sağladıkları için yaptıklarını düşünüyorum.
Din bunu emrediyor deyip de böyle (her türlü çıkar ilişkileri, yalan, dolandırıcılık, kul hakkı yeme, kumpas) uygulamalara din uğruna kabul edip uygulayanlar… Yahu bu nedir kardeşim bu işin aslı