FSM Vakıf Üniversitesi Makdis Araştırmaları Kulübü’nün yıl içerisinde okuduğumuz son kitabıydı. Diğer kitaplara oranla, daha uzun olan bu kitap, gayet akıcı okunan bir otobiyografi. Yazar Avraham/Avi Shalaim revizyonist bir tarihçi. Arap-Yahudisi olarak Bağdat’ta doğan Avi, kendi hayat hikayesini, kendi aktarıyor. Elinden geldiğince dürüstçe ve özenle hazırlanmış bir eser.
Halen yaşamakta olan Avi, geçtiğimiz günlerde Türkiye’de de bir söyleşiye gelmişti. Onun hikayesi bana kalırsa, Bağdat’ın bombalanmasından önce, çoğunlukçu, kozmopolit bir Iraklı olması, sadece tanımlayıcı özellik olarak “Yahudi” azınlık olması iken, 3’ü siyonist yapı tarafından patlatılan bombalardan ve Irak’ta yaşadığı Arap ırkçılığı yüzünden yaşadıklarıyla başlıyor. İsrail’e tüm bu sorunlar yüzünden göç etmek zorunda kalan Avi ve ailesi, İsrail’de de, Avrupa merkeziyetçi algı yüzünden ikinci bir dışlanma yaşıyor. Tıpkı diğer Seferad (Doğulu/Arap) Yahudileri gibi. İsrail hükümeti Aşkenazi (Avrupadan gelen Batılı) leri “ilerici” olarak gören, Arap Yahudilerinin “vahşi sürüler” olduğunu düşünen bir yapıda. İsrail’in Batılı bir devlet olduğunu kanıtlamak istercesine yaptığı tüm politikalarla Doğuluları “medeni” (!) yapmanın hayati önem taşıdığını söylemekten geri kalmıyor.
Daha sonra da okumak için gittiği bir İngiltere serüveni var tabi ki. Bu Arap ırkçılığı ve siyonist yapının arasında sıkışıp ezilen Avi için, kendi milletine dışarıdan bakmasını sağlayan bir dönüm noktası. Araya İsrail milliyetçiliğini zerk eden İsrail mecburi askerliğini yapmasını saymazsak, İngiltere, ona İsrailin Filistin’deki yerleşimci-sömürgeci yapısına daha iyi hakim olmasını sağlıyor. Bunda tabi ki, İsrail eğitim sisteminin aksine, İngiltere’nin Filistin hakkındaki tarih anlatımının daha ılımlı ve gerçeğe yakın olması