Bu kitap yaklaşık 2-3 sene kadardır kitaplığımda duruyor. Nereden geldiğini net bir şekilde hatırlamıyorum, sanırım ablam vermişti. Kitabı hiç duymamışım, yazarı hiç duymamışım yani gözümde okumaya değer hiçbir yanı yok… Okuyacak kitap kalmadı kitaplıkta, ya hadi gel bakalım neymiş şu kitap aldım elime gece nöbetinde okurum diye. Bir çırpıda bitirdim, belki de en hızlı bitirdiğim kitaplarımdan birisi oldu. Hikayenin içine öyle girdim ki ana karakterin beni de dahil etmesini istedim hep. Sevdiğim birkaç konuyu içinde bulunca da tadından yenmedi doğrusu. Bu kitabı bitirince yazarı araştırdım. Hatta kendisi ile sohbet ettim internette tanışıp. Kısacası, kitabı kapağına göre yargılamamak gerektiğini tekrardan görmüş oldum ve bu kitap benim önyargılarımı kırdı.
Beklentimin çok üzerinde bir kitap oldu. Akıcı ve keyifli bir kitap. Sonu pek şaşırtıcı değil ama yazar sonunu tahmin edilemez yapacağım diye kurguyu da çok karmaşık bir hale getirmemiş.
Kitabı çok beğendim. Akıcı bir dil kullanılmış. İçindeki olayların çözülme şekli çok iyi bağlanmış. Okumak isteyenler için bir uyarı; bazı bölümlerinde küfür var.
Rıza Kıraç 1970 yılında İstanbul’da doğdu. Dokuz Eylül ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde sinema-TV eğitimi aldı. Çeşitli belgesellerde, tanıtım ve reklam filmlerinde yönetmen asistanlığı, senaristlik ve yönetmenlik yaptı. 1997 yılında yazmaya başladığı sinema yazılarına çeşitli dergi ve gazetelerde halen devam ediyor. "Yaşasın Edebiyat", "E", "Adam Öykü" ve "Eylül Öykü" dergilerinde öyküleri yayımlanan yazarın ilk öyküleri 1998 ve 1999 yıllarında Gençlik Kitabevi "Genç Öykücü" İkincilik Ödülü'nü aldı. İlk romanı "Cin Treni", 2000 yılında basıldı.