Öte yandan insanlar şüphesiz, bir yandan hayatlarında bazı değişimlerin olmasını isterken diğer yandan da değişmenin getireceği istikrarsızlık ve belirsizlikten de korkarlar.
Edessalı Yakub (Jacob of Edessa), Antakya yakınında doğ- muştur ve muhtemelen 684'te Edessa piskoposu olarak atan- mıştır. 687'de kilise kurallarının gevşek bir tarzda yorumlan- masına öfkelenip kilise yönetmeliklerinin bir kopyasını her- kesin gözü önünde yaktıktan sonra görevinden istifa etmiş ve kendisini manastır hayatına adamıştır. 708'de Edessa'daki gō- revine geri çağrıldı ancak, dönüşünden dört ay sonra ölmüş- tür.63 O, ünlü bir Kitab-ı Mukaddes bilginiydi ve 705'te Eski Ahit'in Süryanice metninin yeni bir gözden geçirilmesini ta- mamlamıştır. Seçkin bir tanrıbilimci olup Kitab-ı Mukaddes üzerine şerhleri kendisine "Kutsal Metinlerin Yorumcusu" un- vanını kazandırmıştır. Yakub aynı zamanda bir tarihçiydi an- cak, maalesef bu alandaki eserinden az bir kısmı zamanımı- za ulaşmıştır. O bir çevirmen, filozof, yorulmak bilmeyen bir mektup yazarı ve her şeyden çok bir gramerci olarak önemli katkıda bulunmuştur. Süryani dilindeki sesli harfleri temsil etmek üzere -sessiz harflerin yanında satırların üzerine ko- nacak- semboller icat etmesi, olağanüstü bir beceriye işaret eden bir başarıydı.
Ticaretin biricik ana ürünü ipekti. Herkesin bildiği gibi yüksek fiyatlara satılırdı. Bazı Romalıların ipek kullanılma- sını kadınsı bulduğu doğrudur; İmparator Aurelianus kendi- si ipek giymediği gibi karısının da giymesine izin vermemiş- tir. Ancak bir yüzyıl sonra İstanbul Doğu İmparatorluğu'nun başkenti olduğunda, ipeğe olan talep karşılanamaz bir bi- çimde artmıştır. Lüksten hiç hoşlanmayan Iulianus onun kullanılmasını kınamıştır, ancak bu fazla etkili olmamıştır. Ammianos bu dönemde Suruç'taki tüccarların faaliyetini şöyle tasvir etmektedir:
Edessa, klasik Süryanicenin vatanıydı ve onun sakinlerinin bu dili en mükemmel biçimde konuşmuş ve yazmış olduklarına inanılmaktadır.
Süryani Mihail'de Tell Mahreli Dionysios şöyle yazmaktadır: "Süryani dilinin, yani Aramicenin kökü ve temeli Edessa'dır." Bir yüz yıl önce Edessalı Yakub bu Mesopotamyalı veya Edessalı dile veya daha kesin konuşmak gerekirse Süryani diline atıfta bulunmuştur."
Hıristiyan çağının başlangıcında Edessa, Romalıların değil, Parthların çıkar bölgesinde bulunmaktaydı ve onun halkı da Yunanca değil, Süryanice konuşmaktaydı.