Kimsenin dinlemeyeceğinden, kulak asmayacağından emin olduğunuz önerileri ve tavsiyeleri asla söylemememiz lazım. Konuşarak hiçbir şey elde edemezsiniz. Sıradışı söylemlerinizin bu gibi insanların düşüncelerini hemen etkilemesi olanaksızdır. Filozofça konuşmak, dost sohbetlerinde memnuniyet verebilir, fakat otoritelerce büyük meselelerin konuşulup tartışıldığı kralların sarayında bu tip değerlendirmeler hoş karşılanmaz.
İşçiye gelince, nedir işçinin kaderi? Bugün için verimsiz, kısır bir işin altında ezilmektedir ve yarın için beklediği de yoksulluk, dilencilik içinde geçecek bir ihtiyarlıktır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İngiltere’yle Fransa arasında Yüz Yıl Savaşı on beşinci yüzyılın ortalarına doğru bitince, Fransa’ da toprak ele geçirmek, umudunu yitiren İngilizler soyluları birbirine düştüler. Bu soylulardan kimi York hanedanını simgeleyen ak gülü, kimi de Lancaster hanedanını simgeleyen kırmızı gülü savunduğu için, Güller Savaşı adı verilen iç çatışma çıktı. Kral ailesini savunmak bahaneydi, amaç birbirilerinin topraklarına el koyabilmekti. 1452-1485’e kadar İngiliz soyluları hem birbirlerinin hem halka kıydılar. Güller Savaşı, Lancaster yanını tutan Henry Tudor’un Bosworth meydan savaşında Üçüncü Richard’ı yenip York hanedanından bir prensesle evlenerek 1485’te Yedinci Henry adıyla tahta çıkmasıyla sona erdi. ss.114-115.
Hümanist, "insandan yana olan, insanı yücelten" anlamına geldiği gibi, antik çağ klasiklerinin yeniden okunması ve değerlendirilmesi anlamına da gelir. Ve bu anlam öylesine kökleşmiştir ki, bizim "sosyal bilimler" dediğimiz bilim dallarına, İngilizler hâlâ "humanities", Fransızlar hâlâ "humanites" derler.
Çünkü halkınızın kötü eğitim almasına ve çocukluklarından itibaren ahlaklarının bozulmasına göz yumarsanız, sonra da ilk eğitimlerinin onları yönlendirdiği suçlar için onları cezalandırırsanız, bundan çıkarılacak sonuç, önce hırsızlar yaratıp sonra da onları cezalandırmanızdan başka ne olabilir? For if you suffer your people to be ill-educated, and their manners to be corrupted from their infancy, and then punish them for those crimes to which their first education disposed them, what else is to be concluded from this, but that you first make thieves and then punish them.
Felsefe
Ütopya
İnsanların öteden beri en soylu özlemlerinden biri olan Utopya özlemini dile getirdi.
Sayfa 237 - İş Bankası·Kitabı okudu
Edebiyat