Gelecekte bile hikaye bir varmış bir yokmuş diye başlıyor...
Bu inceleme Ay Günlükleri Serisi için yazılmış genel bir incelemedir ve herhangi bir spoiler yoktur.
Ay Günlükleri geçen sene bu zamanlar başladığım ancak şimdi bitirebildiğim bir seri. Bunun nedeni kitapların akıcı olmaması değil tamamen benim üşengeçliğim jhdkjhsj başta bunu söylemek istedim.
Önce serinin konusunda bahsedelim. Serimiz gelecekte, dünya barışının sağlandığı bir zamanda geçiyor. İnsanlar teknolojiye fazlasıyla yönelmiş ve bu alanda ilerlemiş durumdalar. Bizim hikayemiz de anroidlerle insanların yan yana dolaştığı Yeni Pekin'de başlıyor.
Ana karakterimiz Cinder bir mekanik ustası. Halkın sayborglara gösterdiği tavırlardan dolayı da bir sayborg olduğunu herkesten gizliyor. Cinder'ın sıradan hayatı Prens Kai'yın, bozulan androidini düzeltmesi için ondan yardım istemesiyle tamamen değişiyor.
Bir yandan tedavisi bulunamayan salgın bir hastalıkla yıllardır yüzleşen bir Dünya var, diğer bir yandaysa Dünya'yı her an gözleyen Ay İnsanları. Ve Ay Kraliçesi Levana tehlikesi yavaş yavaş yalnızca Yeni Pekin'i değil, Dünya'nın tamamını da tehdit etmeye başlarken Cinder da kendi geçmişiyle yüzleşmeye başlıyor.
Serimiz her kitapta eklenen yeni karakterlerle giderek genişleyen bir kadro ve olay örgüsüyle devam ediyor. Serinin pazarlanması konusunda ise yıllardır kullanılan bir özelliği var: Tüm bu hikaye aslında masal uyarlaması. Cinder, Külkedisi. Scarlet, Kırmızı Başlıklı Kız. Cress, Rapunzel. Winter ise Pamuk Prenses uyarlaması. Marissa Meyer gerçekten takdir ettiğim ve her kitabını okumak istediğim yazarlar listesine girdi. Masalların hikayesini kendi hikayesinin içine o kadar iyi harmanlamış ki, neredeyse hiçbir detayı kaçırmamış. Külkedisi'nin cam ayakkabısını Cinder'ın sayborg ayağında, Kırmızı