Özcan Tekdemir kendileri Bilim Kurgu & Fantastik, Deneme, Edebiyat kategorilerinde eserler yazmış popüler bir yazardır. Okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen baya bi beğendim. Bilim kurgu seven bana da hitap ediyor nede olsa :D
Hamam böceği yemek istemiyorum!
Başlık her ne kadar ilgi çekici olsa da biraz da iğrenç biliyorum. Koronavirüs ona şükür etmemiz gerek şükür etmen diyen varsa hamam böceği yemeye mahkum .d Aslında kitabın konusu şöyle özetleyeceğim; bir virüsün tüm dünya hakimiyeti altına alınması, bu virüs oyle bir virüs ki doğal hayatı her geçen gün tüketir. Umut adında bir karakterimiz var. Bu hastalık nedeniyle karantina altında tutulur. Böylece Umut yıllarca hiçbir canlı ila iletişime geçemiyor zaman geçtikçe içinde olduğu durumu sorgulamaya başlar. Sürekli olarak eski hayatını gözleri önünde hayal eder ama ne fayda geçmişte kalmıştı hamamböceksiz elması, havlusu, şampuanı vb. Her gıdanın içinde hamam böceği karıştırılıyordu ..
Düşünsene ısırdığın elmanın içinde canlı kanlı bir hamam böceği çıkıyor o böceğin bir meyvenin içinde nasıl yaşadığını düşünmek bir kenara, onca güvenlik önlemini aldıği karantina evinde bu durum ile karşılaşmak anlaşılır gibi değildi. Bir zamanlar sevdiği kızı onayaklaştırmaya yardım eden bir böcek şimdi onun sağlığını tehdit ediyordu ne acı ..
Kitapta geçen Nazım Hikmet Ran dizeleri;
•Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey. Dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey… Fakat artık ümit yetmiyor bana. Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum.
•O, yalnız ağaran tan yerini görüyor, ben geceyi de… Sen, yalnız geceyi görüyorsun, ben ağaran tan yerini de…
•Denizde bir bulutun öldürdüğü Japon balıkçısı genç bir adamdı. Dostlarından dinledim bu türküyü Pasifik’te sapsarı bir akşamdı. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize
Başlarda biraz sıkıcı ilerlemiş olsa da sonu tahmin etmediğim bir şekilde bitti, hatta tahmin edemediğim için biraz da içerledim doğrusu :D Rutin okumalar harici e kitap olarak okuyacak bir kitap ararken buldum bu kitabı. Anlatımı ile sizi karantina odasına hapsediyor. Sadece gençleri ve çocukları öldüren bir toz felaketi ile karşı karşıya kalan bir dünya. Öyle bir felaket ki erkeklerin adem elmaları çatlıyor, kadınların ise rahimleri kanayarak ölüyorlar.
-Spoiler-
İnsanoğlunun yerini hamamböcekleri mi alıyor? diye sorarken finalinde yansımaların alacağını görüyoruz.
-Spoiler-
Tema güzeldi, daha güzel bir üslupla işlenebilir hatta biraz daha geliştirilip mini bir dijital platform dizisi bile çekilebilir. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
1979 yılının 14 Ağustosunda Almanya’da doğan Özcan Tekdemir üniversite hayatını İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde tamamladı.Sen,Yalancı Oyuncak,Yalnız İnsanların Şiiri adlı şiir kitapları,Marangoz Ağaçkakan adında bir tiyatro oyunu,Bir Deniz’in Anatomisi,Enkaz-ı Ruh-i,Ali Harikalar Diyarında-Kapsül,Arşınlı Neron adlı romanları ve Güneş,Bulut,Salyangoz Mağarası,Ben Velet-Paçoz Kuzi’nin İntikamı,Ben Velet-Yaprak Sarmasına Yandığımın Dünyası,Mu,Rengo ve Gümüş Kız adlı çocuk kitapları vardır.Yıllarca esnaflık ve video market işletmeciliğinin yanında kendi film şirketini kurup yapımcılığını da üstlendiği bir çok bağımsız sinema filmine imza attı.Çektiği uzun metrajlı filmlerle-toplamda 7 adet sinema filmi- yurt içi ve yurt dışında bir çok film festivaline katıldı.Gezi parkı belgesel serileri ile dünyada bir çok yönetmenle ortak çalışmalar yaptı.Özlem Tekdemir ile evli olup Şan ile Ezel adında iki oğlu vardır.