Yaşadığım İstanbul

0,0/10  (0 Oy) · 
3 okunma  · 
2 beğeni  · 
299 gösterim
"Neyse ki, 'kendini koruyan' İstanbul var. İstanbul maceramda ona sığınmak iç açıcı. Kendini koruyan İstanbul bazan edebiyatta, resimde, eski bir fotoğrafta karşınıza çıkar. Bazan daracık sokakta zamana direnebilmiş bir çeşme, bazan önünden geçip gittiğiniz mezarlık, küçük semt camii, taa Bizans'tan kalma ören, duvardan fışkırmış mor salkım bulutları, kır kahvesi, bazan sadece baharlı akide şekeri ya da ansızın karşıma çıkan, kıpkırmızı ve karanfil kokulu lohusa şekeri, kimbilir daha neler, bir türlü sona erdiremediğimiz Öz İstanbul'u söylüyor."

Yıllardan beri bir gönül borcu gibi İstanbul'un izini süren Selim İleri, bu yeni kitabında eşsiz şehrin binlerce yıllık yaşamını, tarihî mirasını, mimarî dokusundan mutfağına kültürel birikimini, yazarlarından, şairlerinden ressamlarına, tiyatro ve sinema sanatçılarına sayısız ayrıntıyla irdeliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2012
  • Sayfa Sayısı:
    320
  • ISBN:
    9789752899896
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 3 Alıntı

Merve 
 11 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tanpınar, Beş Şehir'de "İstanbul"a su sesleriyle başlar. Arabistan'da tanıdıkları yaşlı bir kadın ikide birde "İstanbul sularını" sayıklamaktadır: "Çırçır, Karakulak, Şifa suyu, Hünkar suyu, Taşdelen, Sırmakeş..."

Bugünün İstanbul'unda bu sesleri duymak imkansız. Her biri plastik şişelerde, bir litrelik, beş litrelik, ikili altı litrelik, 'market'lerde...

Yaşadığım İstanbul, Selim İleri (Sayfa 14 - Everest Yayınları)Yaşadığım İstanbul, Selim İleri (Sayfa 14 - Everest Yayınları)
Merve 
 11 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Neyse ki, 'kendini koruyan' İstanbul var. İstanbul maceramda ona sığınmak iç açıcı. Kendini koruyan İstanbul bazan edebiyatta, resimde, eski bir fotoğrafta karşınıza çıkar. Bazan, daracık sokakta zamana direnebilmiş bir çeşme, bazan önünden geçip gittiğiniz mezarlık, küçük semt camii, taa Bizans'tan kalma ören, duvardan fışkırmış mor salkım bulutları, kır kahvesi, bazan sadece baharlı akide şekeri ya da ansızın karşıma çıkan, kıpkırmızı ve karanfil kokulu lohusa şekeri, kim bilir daha neler, bir türlü sona erdiremediğimiz öz İstanbul'u söylüyor.

Yaşadığım İstanbul, Selim İleri (Sayfa 6 - Everest Yayınları)Yaşadığım İstanbul, Selim İleri (Sayfa 6 - Everest Yayınları)
Merve 
28 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Değişen İstanbul'da Haldun Taner'in korktuğu, ayaküstü atıştırma kültürünün, bu, tırnak içinde kültürün git git yaygınlaşmasıdır. Kasım başını çağrıştırır şubat günü, Çamlıca'dakilere göz atıyor: Son model özel arabalar, özel arabalarında maç spikerinin sesini dinleyenler, karıkoca, sevgili münakaşaları, işin aslı aranırsa, Çamlıca kimsenin umrunda değil. "Kendini doğaya şöyle tümüyle veren herhalde pek azdı. Belki henüz naiflik çağında bir iki genç kız, üç dört orta yaşlı, birkaç da eski İstanbul tiryakisi, o kadar. Çoğunun birikim depolarında ne Fikret vardı, ne Sait, ne Orhan Veli, ne Yahya Kemal... O depolar düzayak ve güncel yavanlıklarla dolu idi."
Sonunda, güzele bakmayı unuttuk diye keder duyuyor Haldun Taner.

Yaşadığım İstanbul, Selim İleri (Sayfa 194 - Everest Yayınları)Yaşadığım İstanbul, Selim İleri (Sayfa 194 - Everest Yayınları)