Selim İleri

Selim İleri

YazarDerleyenÇevirmenEditör
7.3/10
637 Kişi
·
2.417
Okunma
·
401
Beğeni
·
14,5bin
Gösterim
Adı:
Selim İleri
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1949
Bilim adamı Profesör Hilmi İleri'nin oğludur. 1968 yılında Atatürk Erkek Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini yarıda bıraktı. 19 yaşında Cumartesi Yalnızlığı isimli ilk öykü kitabı yayınlandı. İlk yazısını 1967 yılında, Yeni Ufuklar dergisinde yayımladı.
1998 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.
Romanlarında ve öykülerinde bireyin zengin iç dünyasını başarıyla yansıtabilen yazar,ilk eserlerinde bireyler arasındaki iletişimsizlikleri de ön plana çıkarır.
Yıllarca, Cumhuriyet gazetesinin kültür-sanat sayfasında, "Yazı Odası" köşesinde makaleler yazmıştır. Radyo ve televizyonlara bir çok program yapan yazar, 2008'in yarısında başlayan programı "Selim İleri'nin Not Defterinden"i de sunuyor. Her pazar canlı olarak yayımlanan programı, TRT-2 sunuyor. Ayrıca 2008 yılından beri Zaman Gazetesi'nin Cumartesi ekinde İstanbul'la ilgili yazılar kaleme almaktadır.


Eserleri

* Cumartesi Yalnızlığı
* Bir Denizin Eteklerinde
* Pastırma Yazı (kitap)
* Dostlukların Son Günü (1978 Sait Faik Hikaye Ödülü)
* Eski Defterlerde Solmuş Çiçekler...
* Fotoğrafı Sana Gönderiyorum
* Kötülük

Romanları

* İlkgençlik Çağına Öyküler(Derleme)
* Yarın Yapayalnız
* Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak
* Hayal ve Istırap
* Destan Gönüller
* Her Gece Bodrum (1977 TDK Roman Ödülü)
* Ölüm İlişkileri
* Bir Akşam Alacası
* Cehennem Kraliçesi
* Yaşarken ve Ölürken
* Saz Caz Düğün Varyete
* Ölünceye Kadar Seninim
* Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın
* Allahasmarladık Cumhuriyet (Oyun)
* İstanbul Lâle İle Sümbül
* Kafes
* Anılar; Issız ve Yağmurlu
* Daha Dün
* Oburcuğun Edebiyat Kitabı
* Evimizin Tek Istakozu
* Rüyamdaki Sofralar
178 syf.
·2 günde·7/10 puan
Selim İleri’nin Pastırma Yazı adlı kitabı toplamda 8 öyküden oluşan ve dili ağır mı desem hatalı mı desem tam manasıyla karar veremediğim bir eseriydi. Bende ki kitap 1971 basımlı olması, dilinin hatalı olabileceği ihtimalini zannımca güçlendiriyor. Çünkü ne cümleler bitmesi gereken yerde bitmiş ne de başlaması gereken yerde başlamış tabi bunun yanında devrik ve düşük cümlelerin de olması, okumamı son derece zorlaştırdı diyebilirim. Sanıyorum piyasada Everest Yayınlarının 2015 basımı bulunmakta bu anlamda okunmak istenirse güncel yayımı tercih edilmelidir.

Selim İleri, Cumhuriyetin ilanı sonrası dönemin Türkiye’sini ve bireylerin düşünce profillerini anlatıyor bu kitabında. O yıllarda karakterlerini farklı görüşlere mensup kılma yöntemiyle oluşturarak okura, zamanı ve zamanın Türkiye’sini değerlendirme fırsatını sunuyor. Bu noktada Padişahçı, Cumhuriyetçi, Sosyalist, Komünist karakterler okuyucuya, kendi görüşlerini pozitif yanlarıyla dile getiriyor. Kimi karakterler, halk ile devlet yönetiminin buluştuğu Cumhuriyet rejimini eleştirirken Padişahçı yönetimin daha faydalı olacağını savunuyor ve Cumhuriyet rejimi sayesinde fırsatları değerlendirip para kazanan karakterlerde Cumhuriyet rejiminin en iyisi olduğu kanısına varabiliyor. Sosyalist bir karakter ise Cumhuriyet her ne kadar düşünce özgürlüğü getirse de burjuva sınıfının doğmasına neden olduğu için rejimi üstü kapalı eleştiriyor.

Oya Baydar’ın Savaş Çağı Umut Çağı kitabı da bu tarz siyasi yaklaşımlı bir kitaptı ve bana göre dil ve anlatım biçimi olarak bu kitaptan daha okunabilirdi. Yine tarzını sevenler için iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ancak ilk olarak Oya Baydar’ın bahsettiğim kitabından başlamaları yakın tarihi farklı bir pencereden okumaya başlayacak olanlara kolaylık sağlayacaktır diye düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
304 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Selim İleri'nin "İlk Gençlik Çağına Öyküler" adıyla derlemiş olduğu üç ciltlik serinin ilk kitabı olan bu eserde otuz beş farklı yazardan birer öykü bulunuyor. Öyküler yazarların doğum tarihlerine göre baştan sona sıralı bir şekilde dizilmiş. Eserde, doğum tarihi 1860-1920 arasında olan yazarlara ait, sevgi, aşk, keder, yalnızlık, hastalık gibi konuları içeren bireysel, psikolojik öyküler ve çoğunluk olarak yoksulluk, sosyal düzen, ekonomik sıkıntı, eşitsizlik, sınıf ayrımı, insani değerler, aile içi sıkıntılar, doğa, deniz, hayvanlar, savaş, gurbet, gelenekler, sokak çocukları gibi konulardan oluşan toplumsal, sosyolojik öyküler bulunuyor. Örneğin yoksulluk konusuyla ilgili olarak Sabahattin Ali'nin "Isıtmak İçin" ve Orhan Kemal'in "Çikolata" isimli muhteşem öykülerini söyleyebilirim. Bu iki yazarın yanına, içerisinde denizi, adası, balıkçısı bol olan "Haritada Bir Nokta" öyküsünü "yazmasam deli olacaktım" diyerek bitiren Sait Faik'i de ekliyor ve bu üç efsane öykü yazarını, eserdeki diğer otuz iki yazardan ayırıp, haddimi aşarak kral ilan ediyorum.

Eserde "Yüksek Ökçeler" öyküsü bulunan Ömer Seyfettin Yalnız Efelerin Reis'i, "İlk Görücü" öyküsünde görücülük geleneğini gelin hanımın gözünden mizâhi üslupla anlatan Ahmet Hikmet Müftüoğlu ise Çağlayanlar diyarının Türkmen Beyi'dirler...

Uzun romanlarına hayran olduğum, kısa öykülerin anlatmak istediklerine dar geldiğini düşündüğüm, bu derlemede, bir emeklinin ruh halini anlattığı "Rayların Sesi" öyküsü bulunan Kemal Tahir diyalogların efendisidir.

Daha önce okumadığım yazarları okuyup üslupları hakkında ufakta olsa bilgi sahibi olabilmek için almıştım bu kitabı. Diğer iki ciltte okunmak için hazırda bekliyor. Birinci ciltte ilk defa okumuş olduğum, öykülerindeki üsluplarıyla zihnimi ve gönlümü on ikiden vuran yazarlar Haldun Taner, Kemal Bilbaşar, Mehmet Seyda ve Peride Celal oldu. Haldun Taner'in toplumsal düzeni iskambil kağıtları üzerinden anlattığı "Konçinalar" öyküsüne, Kemal Bilbaşar'ın "Sümbûl" öyküsündeki müthiş anlatım şekline, Peride Celal'ın aile içi ilişkileri ve yoksulluğu anlattığı, toplumdaki siyasi kutuplaşmayı yansıttığı, televizyon yayınlarını inceden eleştirdiği "Açık Oturum" öyküsüne ve Mehmet Seyda'nın "Evimin Erkeği" öyküsündeki psikolojik tahlillerine bayıldım.

Halit Ziya Uşaklıgil'in "Kar Yağarken" öyküsü ve Samet Ağaoğlu'nun "Sokak" öyküsü de sokak çocuklarının anlatıldığı güzel öykülerdendi.

Öykü sevenlerin beğeneceği bir derleme eser olduğunu düşünüyorum.

İyi okumalar...
Nergis
Nergis Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun'u inceledi.
224 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Ahmet Hamdi Tanpınar a yazılmış bir metin okuyacağınızı düşünerek yola çıkıyorsunuz ve önce
Mahur Beste deki,
Saatleri Ayarlama Enstitüsü ndeki,
Beş Şehir deki,
Huzur daki,...
Ahmet Hamdi karakterleriyle geziyor gibi, sanki onları yakından tanıyormuşsunuz da tanıyan başka biriyle sohbet ediyormuşsunuz gibi, yer yer onların dedikodusunu yapıyormuşsunuz gibi bir duyguyla devam ediyor yolculuğunuz.
Her sayfayı çevirişte başka başka hallerini okuyoruz Tanpınar ın.
Her sayfada başka biriyle olan benzerliğini, farklılığını, ya da bir anısını okuyoruz.
Gustave Dore, Cahit Sıtkı
Marcel Proust, Yakup Kadri
Çolpan İlhan, Yahya Kemal
Bach, Lütfi Kırdar
Adalet Cimcoz, Virginia Woolf
Attila İlhan, Sabahattin Ali
Hasan Ali Yücel, Yaşar Nabi
Gerard de Nerval.....
ve daha pek çok isimle dolu dolu bir yaşam öyküsü.
Tanpınar ın yazım süreci, öğretim üyeliği, öğrencileri ile iletişimi, kendi kendine karaladığı güncesi, ölümüyle yarım kalan kitabı, kumara düşkünlüğü yüzünden parasızlık çekip yaptıkları, karakterlerini oluşturma süreci, kıskançlıkları, rekabetleri, tanınmaya başlaması... her insanın yaşayabileceği pek çok yaşantı ve ölüme gidişi... Bunların hepsi onunla hiç tanışmamış birinin kaleminden anlatılıyor.
Kitabın dilini sevmedim. Yarım kalmış cümleler, cevapsız kalan sorular, konudan konuya atlayışlar rahatsız edecek kadar çoktu bana göre.
Ahmet Hamdi Tanpınar sevenlere, onu daha yakından tanımak isteyenlere tavsiye edebilirim.
Herkese keyifli okumalar...
Sadece Tuğçe
Sadece Tuğçe Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun'u inceledi.
224 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Uzun bir monologtan oluşan bu eserde Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında çok ayrıntı öğreneceksiniz. Önceden eserlerini okumuş olmanızı ve hayatı hakkında bir miktar bilgi sahibi olmanızı öneririm. Ben hayatı hakkında bilgi sahibi değildim, okurken internet araştırmaları yaparak okudum, öğrendim ama zahmetli bir okuma oldu tabii. Ayrıca yazarımız Selim İleri hakkında da küçük bir araştırma yapmak yararınıza olacaktır. Zira çoğu kez Tanpınar ile İleri’nin melankolidaşlığına tanık olacaksınız. Evet, üslubu çok dramatik, hüzünlü ve ağır. Büyük bir kırgınlığı kalbinde daha fazla taşıyamayacağını hissederek yazılmış gibi. Ama muhatabı bir ölü. Öyle hissettim ki, İleri’nin kırgınlığı biraz da kendine. Sonuç olarak okuması güç bir eser. Ama çok ciddi bir emek var ortada. Bir yazarı, yaşamının, eserlerindeki tüm karakterlerin, dostları ile iletişiminin her küçük ayrıntısına kadar incelenip okura monolog halinde sunulması herkesin yapabileceği bir iş değil. Farklı bir okuma oldu benim için. Söz konusu yazarlara ve döneme ilginiz varsa okumanızı öneririm.
264 syf.
·Beğendi
Kitaptan çok etkilendim şöyleki; Yazar gençken yarım bıraktığı kitabı yazmaya çalışıyor ama tek başına değil hatıralarıyla, kahramanlarla, hayal kırıklıklarıyla... Kitabı elimden bıraktıktan sonra küçük bi bulanıma girmedim değil ya bende bir şeyleri yarım bırakırsam ya bende gençken yapmadıklarım, yapamadıklarım için vakit kalmazsa, ya bende yapacağım işi yarım bırakıp ölüm konfitilerini görürsem.
632 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Selim İleri son 150 yıllık Türk edebiyatını iyi bilen birisi. Yazar; sevdiği ve beğendiği 229 Türk romanının incelemesini bu kitapla yapmış. Romanların basım yılına göre sıralanmış incelemeler kitap ve yazar hakkında kısa bilgiler içeriyor, çok kısa olarak romanın konusu ve ilerlemesi anlatılıyor ve her incelemenin sonunda kitaptan kısa bir alıntı yapılmış.

Selim İleri'ye hep mesafeliyim zira kitap zevklerimiz pek uymuyor, yazar; aşk, entrika ve dramların iç içe girdiği, İstanbul konaklarında yaşanan Türk romanlarıyla ilgilenirken ben daha toplumsal sorunları içeren, sosyolojik bilgiler ihtiva eden veya gerçek Anadolu insanının yaşamını ve duygularını anlatabilmiş romanları seviyorum(Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal).

Yazarı her ne kadar eleştirsem de bu çalışması başarılı olmuş, ben incelemeleri sayfa sırasıyla okudum pek olmadı, okuyacaklara tavsiyem kitabı bölerek ve zamana yayarak okumalarıdır.
260 syf.
·Puan vermedi
Yıllar önce okuduğum bir kitaptı. Selim İleri kalemi biraz kasvetli olsa da, sevdiğim bir yazar. Kitabın konusu, hatırladığım kadarıyla; yaz tatili için Bodrum'dan biraraya gelen bir grup arkadaşın yaşadıklarını anlatıyordu.
230 syf.
·2 günde·8/10 puan
Her şeye rağmen ümitsiz değildim. Kâinat kadar nihayetsiz ne olabilir! Kâinat o kadar nihayetsiz ki, insanoğlu için daima çıkış yolu var. Mühim olan, ezeli ve edebi ümit fikrini kaybetmemektir.

Selim İleri'nin okuduğum ilk kitabıydı, okuma listemde o kadar kitap var ki sonunda bu romana sıra geldi ama okurken biraz zorlandım, evet yazım dili güzeldi fakat bilmediğim kelimeler biraz fazlaydı ve bu beni zorladı açıkçası ama okunmayacak gibi değil. Ben bir aşk romanı okuyacağımı düşünürken çok farklı bir kitapla tanıştım yani bir aşk romanı beklemeyin. Bolca geçmişe özlem, yaşananlara hasret ve kişinin iç dünyasında bir yalnızlık..
Romanımız başkarakterimizin sevgili dostu Şefkati' ye yaşadıklarını yazdığı mektuplardan oluşuyor.
Yazan kişi basımevinde bir musahhih. Emekliliği yaklaşmış devlet memuru. Şefkati kim? Bunca mektup kime yazılıyor?

Kitabın başında ne olduğu pek anlaşılmıyor ama sayfalar ilerledikçe parçalar oturuyor her şey anlaşılıyor. Yapılan tahliller güzeldi, yazar birazda psikoloji işlemiş gibi geldi bana. Dediğim gibi ben zorlandım o yüzden de sıkıldım ama sevecek olanlar okuyabilir.
O kadar mektup yazıldı, bir cevap beklendi, umut edildi… Belki hiçbir şey yazılmadı, kim bilir! / “Güzel günlerin geri gelmesini hayal etmekle avunayım diyorum, daha da dibe vuruyorum.”
206 syf.
İstanbul'un kaybolan,değişen, anlamını yitiren kent kültürünü var eden özelliklerini okumak isteyenler içindir bu kitap.

Yaşadığı şehrin elim kolum tuttukça yazmayı düşünüyor,ayrıca yazar sığ yazmıyor aksine anlaşılır şekilde kaleme alıyor. Kendi iç dünyasını iyi şekilde yansıtıyor.

Selim İleriyi araştırayım derken, nasıl bir yazar acaba dedim,azda olsa fikir edindim sonra Istanbul serisine başladım çünkü en iyi kendisinin anlatım tarzını belirleyen kitap,çünkü yaşadığı şehir hakkında düşüncelerini ve geçmişi anlatması beni bu yazara çekti.

Bu kitap Istanbulun, Yazından tut,kışına kadar anlatıyor. Mesela bir şairden şiirini alarak Eylül'ü anlatmış, bir çok yazardan bahsetmiş kendi okuduğu kitaplardan ve Istanbul'u anlatan yazarlardan örnek vermiş.

Edip Cansever

"Her şey dokunaklı ki
Eylülsem istemeden kırılıyorsam bazan
Dağınık,renksiz bir mozayık gibiysem..."
(Sayfa-31)


Kitap bana eski Istanbul'u anlattı yazar hep eskiye özlemini vurguluyor bu kitapta. Yazarın eskiye nasıl özlem duyduğunu hissettim. Hiç İstanbul'u görmedim. Görmediğim halde etkilediyse beni siz görenler size diyorum sizi daha çok etkileyecektir. Bu kitabı tavsiye ederim. Çünkü Hasretim Var! Diyorsanız bir okuyun derim. Keyifli okumalar. :)


Hasretim Ben Sana Eski İstanbul,bu da benden size. ;)

https://youtu.be/hnn8RbMfqzk

Keyifli dinlemeler. :)
180 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
50 yıldır 19 yaşında!!

Evet Selim İleri’nin ilk eseri Cumartesi Yalnızlığı, yılların beşinci vitesteki hızına rağmen, gençliğini koruyan harika bir öykü kitabı. Selim İleri hakkında sınırlı bilgilerim vardı. Kitap bittikten sonra birkaç araştırma yapıp, yazarı tanımaya çalıştım. Bu kitabı yazarken de kitaplardan ve yaşanmışlıklarından yola çıktığını okudum. Yabancılaşma, toplumsal ilişkilerde zorlanan karakterler, siyasi olaylar, sanatsal eleştiri, sevgi konularının Onun kurmacalarında odak noktası olduğunu öğrendim. Eser, Ahmet Ümit’in başucu kitaplarından biriydi. Okuyunca merakım uçuşa geçmişti. Okuyamazsam aşağıya indiremeyecektim kendimi…

Okuyunca da neden bu kadar sevdiğini anladım. Ben kendi adıma çok beğendim. 19 yaşında öğrenciyken kurguladığı ve sahip olduğu donanımı, hassasiyeti, nostalji sevgisi, gerçekçiliği ve yalnızlığı beni çok etkiledi. O yaşta bunları yazması gerçekten bir başarı. Yayımlandığı sene Tarık Dursun K’da boşuna “acemi güzellik” diye tabir etmemişti kitabı. Evet güzellik, acemice, ince bir sızı gibi yüzeyde, okudukça çoğalan, büyüleyen bir güzellik. Haydar Ergülen’in de “İçindeki hikayelerin taşıdığı genç olgunluktan ötürü” sözünü bende kesinlikle kitabı sevme nedenim olarak açıklayabilirim.

Kitapta eski basıma ait 8 öykü ve kitaplara girmemiş ayrıca 5 öykünün de eklenmesiyle 13 tanesine yer verilmiş. Hüzün Kahvesi adlı ilk öyküye pek adapte olamasam da, birkaç kişinin ağzından değişik zaman dilimlerinde anlatılan “Türküsüz”, Eşref Selim adlı komünist bir ozanı anlattığı ki burada Nazım Hikmet olduğu çok açık anlaşılan “Asalak”, sonuyla içimi sızlatan Üniversite öğrencilerinin polisle çatıştıktan sonraki acımasızlığı anlatan “Güzün Savaşı”, Kitaba ismini veren toplumun ezilen basamağı olan işçilerin gün görmeyen hayatlarından dem vurduğu “Cumartesi Yalnızlığı”, “Ağlayan Kiremitler” ve “Zeytinliklerin Altında Sükün Yok” ise birbirinin devamı olan dramatik öykülerdi.

“Prens Hamlet’in Trajik Öyküsü” ise tiyatro dünyasında perde arkasının ne kadar kaygan bir zemin olduğunu, şaşalı yaşamların oyuncularının eriyip kayboluşlarını buruk bir dille anlatan muhteşem bir öyküydü.

Selim İleri kalemini nostaljiye batırmaya bayılıyor. Her öyküde rastlıyorsunuz. Nostaljiden hoşlanıyorsanız eğer asla gözünüze batmıyor. Çocukluğa dair anılar, sevilen eşyalar, insanlar, eski alışkanlıklar. Bunun yanında bir anne sevgisi, bir anne rolü de her zaman var. Güzelliklerden biri de Yağmur. Başlayan yağmur, yağan yağmur, biten yağmur ama hep havada bir yağmur kokusu var. Bu arada kedileri de sayfaları dolaşıp duruyorlar.

Son olarak yazara da kitaba da bir şans verin derim. Dediğim gibi kendi adıma çok ama çok beğendim. Okurken farklı duygular hissettim. Şunu da dip not olarak yazmak istiyorum; Kitabın adını ilginç bulmuştum. Niye Cumartesi? Diğer günler yalnızlık yok mu diye? Meğer Selim İleri Galatasaray’da yatılı okurken bir çok kez yaşadığı Cumartesi yalnızlıklarından ilham almış.

Herkese iyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Selim İleri
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1949
Bilim adamı Profesör Hilmi İleri'nin oğludur. 1968 yılında Atatürk Erkek Lisesi'ni bitirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini yarıda bıraktı. 19 yaşında Cumartesi Yalnızlığı isimli ilk öykü kitabı yayınlandı. İlk yazısını 1967 yılında, Yeni Ufuklar dergisinde yayımladı.
1998 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.
Romanlarında ve öykülerinde bireyin zengin iç dünyasını başarıyla yansıtabilen yazar,ilk eserlerinde bireyler arasındaki iletişimsizlikleri de ön plana çıkarır.
Yıllarca, Cumhuriyet gazetesinin kültür-sanat sayfasında, "Yazı Odası" köşesinde makaleler yazmıştır. Radyo ve televizyonlara bir çok program yapan yazar, 2008'in yarısında başlayan programı "Selim İleri'nin Not Defterinden"i de sunuyor. Her pazar canlı olarak yayımlanan programı, TRT-2 sunuyor. Ayrıca 2008 yılından beri Zaman Gazetesi'nin Cumartesi ekinde İstanbul'la ilgili yazılar kaleme almaktadır.


Eserleri

* Cumartesi Yalnızlığı
* Bir Denizin Eteklerinde
* Pastırma Yazı (kitap)
* Dostlukların Son Günü (1978 Sait Faik Hikaye Ödülü)
* Eski Defterlerde Solmuş Çiçekler...
* Fotoğrafı Sana Gönderiyorum
* Kötülük

Romanları

* İlkgençlik Çağına Öyküler(Derleme)
* Yarın Yapayalnız
* Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak
* Hayal ve Istırap
* Destan Gönüller
* Her Gece Bodrum (1977 TDK Roman Ödülü)
* Ölüm İlişkileri
* Bir Akşam Alacası
* Cehennem Kraliçesi
* Yaşarken ve Ölürken
* Saz Caz Düğün Varyete
* Ölünceye Kadar Seninim
* Mavi Kanatlarınla Yalnız Benim Olsaydın
* Allahasmarladık Cumhuriyet (Oyun)
* İstanbul Lâle İle Sümbül
* Kafes
* Anılar; Issız ve Yağmurlu
* Daha Dün
* Oburcuğun Edebiyat Kitabı
* Evimizin Tek Istakozu
* Rüyamdaki Sofralar

Yazar istatistikleri

  • 401 okur beğendi.
  • 2.417 okur okudu.
  • 83 okur okuyor.
  • 1.634 okur okuyacak.
  • 109 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları