Adı:
Yazgı
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
404
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059544474
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Siyah Beyaz Yayınları
İstanbul bir Roma şehri olarak yeniden kurulmaktadır. Yalnızca şehir değildir kurulan, dünyanın geleceği inşa edilmektedir. Bir taraftan antikçağdan süzülerek gelen felsefi anlayış, diğer taraftan temelleri atılmakta olan Ortaçağ karanlığının ilk habercileri. Bilim ile dinin bitmek tükenmek bilmeyecek olan çekişmesinin işaret fişeklerinin ateşlendiği 4’üncü yüzyıla gidecek ve maceralı bir serüvene çıkacaksınız. Kurgu ile gerçekliğin bir potada eritilerek sayfalara döküldüğü bu kitabı bırakın, ruhunuza aksın ve size kendi yazgınızı okumanız için ışık olsun. İyi yazılmış, anlaşılır ve bilgi yüklü, ustaca kurgulanmış bu hikâyeyi okurken daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünürken, heyecanlı sorgulamalar yaparken bulacaksınız kendinizi..
(Tanıtım Bülteninden)
EY SEFİL YAZAR

Evet benim o sefil okuyucu, benim o zavallı okur. Parmağını uzatıp beni her tehdit edişinde bilesin ki bu kitapta yazılanları kimseyle paylaşmamak üzere ettiğim yemini bozdum - tövbe etmeyi de unutmadım- ve burdayım.
Ne kadar günaha gireceğimi Tanrı bilir.

EY POSTMODERN YAZAR
4 güneş, 4 ay şahitlik etti okuma sürecimde. Benden okuyucu olarak af beklemişsin, bekleme...
Münekkit affetmez .
Ben seçilmiş okuyucuyum, sen seçtin bile isteye beni. Arada vazgeçirmeye çalıştın “Bırak!” dedin. Ben mazoşistim söz dinlemedim, Tanrı affetsin.

EY CORPUS
130’uncu baharını gören sen alzehimer olacağın yerde ölümün güncesini tutarak ölüme meydan mı okuyorsun?
Hem suçlu hem tuhaf hem acizsin.
Evet ölümünü eleştiriyorum. “ Öyle mi ölünür? Daha afili ölebilirdin.”

EY MİKAİL
Sen mermer ustası olan Mikail değil, başmelek Mikail...
Ayasofya’nın isim babası Mikail...
Ayasofya’yı kan üzerine değil, huzur ve barış temellerine oturtmak isteyen Mikail...

EY PYTHAGORAS (Pisagor)
Tüm problemleri Var(1) Yok (0) temeline oturtarak çözeceğine inanan “Evrenin özü sayıdır.” diyen Pythagoras sana da selam.

EY ÖYKÜ
Çöle aşık olan, tek damla su bulamayan bir balıksın sen de. ( Metaforlar etkileyici.)

EY APOLLO
Sonsuz yaşamın formülünü bulup da insanlığa sunamadın yazık ki! ( Birkaç sene sonra botoxla uğraştıracaksın boş yere beni.)

EY HADRİANUS
Romanın Gandalf’ı, bilge adam. Bir insanın ölümü ancak bu kadar ölümsüz olabilirdi. O kadar ölüm oldu lakin senin ölümün kalbimi parçaladı bilesin ve bir şarkı çaldı zihnimde:
Zamansız çekip gittin.
Uyan n’olur uyan
O kadar çok şey var ki yarım kalan
Yorulmuş olamazsın yaşamaktan

EY ZAVALLI YAZAR
Bu zavallı okuyucuya sormuşsun fütursuzca: “ Geçmiş nerede saklanır?”
Ben bir sandığa sakladım, naftalinleyip. Güvelerden uzak şimdi, ilerde anahtarın yerini hatırlarsam açarım.
Hayata dair trajik bir hasar tespiti yapmaya geldiğin, gün gibi ortada. Nitekim; kelimelerin zehirli bir ok ve o oklar benim narsist dimağıma saplandı. ( Narsistliği de sefilliği de paylaşsak nasıl olur? )
Kütüphaneci kimliğinle kurduğun kütüphanedeki devler takdire şayan. Fihristlediğin, tasnif ettiğin,etiketlediğin, fişlediğin Aristoteles,Homeros, Platon...

EY TASAVVUF
Narsist yazar ( haklıdır bu konuda ) Hallac-ı Mansur’ u da anmayı unutmamış. “Ene’ l Hak” diyerek ve vahdet-i vücut inancıyla Corpus’a verdiği replik muhteşem:
“O halde var olduğuma göre mükemmelim ve bunu da Tanrı’dan alıyorum, o halde ben de Tanrı’nın yansımasıyım. Çevremde olan her şey bana O’nu anlatır. Her şey O’dur!”
Dipnot: İslam felsefesi ile tasavvuf felsefesinin çeliştiği şey şudur:
İslam felsefesi “Her şey O’ndandır.” der.
Tasavvuf felsefesi: “Her şey O’dur.” der.
Fakat tüm kitap boyunca anlaşılan şu olmalı ki tüm dinlerin ortak noktası “insan” ve “ insan sevgisidir”.

EY YAZAR
Mutlak zafer senindir. Yıkımları betimlemiş, kalbin ve zihninde itidali aramış, Corpus’a can vermiş, Yazgı’nın Tanrısı olmuşsun. Kadere inandığını ve hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığına inandığını biliyorum artık.
Bu öyküyle, Corpus’un ölümüne doğru giderken beni neden her suça şahit ve ortak ettin?
Yazmak sana yakışmış...
Yokmuşsun gibi davranamam...
Kılıcımı kalbine saplamayacağım...

EY NERMİN
Gülmeyin o sefil okuyucu benim, bensiz olmaz..
Dan Brown’ a hayransın;işte onun kadar dinler tarihini, felsefeyi, tarihi harmanlayan biri...
Ahmet Ümit seversin; işte sana cinayet ve aşk...
Suç ve Ceza olmazsa olmazındır; işte Raskolnikov kadar güçlü bir karakter -susmayan vicdanına yenik- Corpus...
Marquezsiz edebiyat düşünmezsin; işte sana büyülü gerçekçilik...
Kafka efsanendir;”Ben kimim?” “Ne yapıyorum?” “Ne istiyorum?” diyerek kimliğini sorgulayan varoluşçu Corpus...

SONSÖZ:
Hem yeni hem Türk yazar okumam diyerek megafona bağırdım burdan defalarca , büyük konuşmuşum evet.
Fakat şu net: Okuduğum son yeni Türk’tür kendileri başka da okumam.
O sefil yazar günde 20 kez “Kaçıncı sayfadasın?” diye peşimdeyken tarafsız olamayacağım diye vicdan yapacakken “ Yerden yere vur istersen.” diyerek beni rahatlatmış ve objektif olma sözünü benden almıştır.
İyi ki bu sefil okuyucu bu sefil yazarı okudu...
İyi ki bu sefil yazar bu sefil okuyucuyu okuması için ikna etti...
Pişman değilim...
Yine olsa yine yaparım...
“İnsanın yeni bir şeye başlaması için önce veda etmesi gerekir. Vedasız başlangıç olmaz, başlayacaksan önce veda etmesini bileceksin.”
Alpay Asar
Sayfa 400
“Bazen ifritler ruhunu kışkırtınca boynundan asılmış bir adama benzersin. Elleri arkasına bağlanmış, gözleri örtülmüş, darağacında asılı kalır ama gene de yaşar; hiçbir yardım, hiçbir destek, hiçbir umar olmaksızın boşlukta sallanır durur...”
“Ölüm denen şey olmasaydı, onu icat etmek zorunda kalırdık. Gününüz geldiğinde dünyayı size bırakıp gidenler gibi, siz de başkalarına bırakıp gidin.”
“ Şunu unutma Corpus; insan olmakla başlar her şey. İnsan yoksa günah da olmaz. Günah yoksa din de yoktur.”
Alpay Asar
Sayfa 255
Ey okur!
Yemin et;burada yazılanları ilgilenenler dışında kimseye anlatmayacaksın!
Aksi durumda Tanrı’nın bütün o karabasanları senin üstüne üşüşecek!
“Kopan bir ipe sımsıkı bir düğüm atarsanız ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan tek nokta yine bu düğüm olacaktır......
O düğüm bir kez daha gelmişti işte elime.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yazgı
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
404
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059544474
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Siyah Beyaz Yayınları
İstanbul bir Roma şehri olarak yeniden kurulmaktadır. Yalnızca şehir değildir kurulan, dünyanın geleceği inşa edilmektedir. Bir taraftan antikçağdan süzülerek gelen felsefi anlayış, diğer taraftan temelleri atılmakta olan Ortaçağ karanlığının ilk habercileri. Bilim ile dinin bitmek tükenmek bilmeyecek olan çekişmesinin işaret fişeklerinin ateşlendiği 4’üncü yüzyıla gidecek ve maceralı bir serüvene çıkacaksınız. Kurgu ile gerçekliğin bir potada eritilerek sayfalara döküldüğü bu kitabı bırakın, ruhunuza aksın ve size kendi yazgınızı okumanız için ışık olsun. İyi yazılmış, anlaşılır ve bilgi yüklü, ustaca kurgulanmış bu hikâyeyi okurken daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünürken, heyecanlı sorgulamalar yaparken bulacaksınız kendinizi..
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Nephren Ka
  • genhuzur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0