“İstanbul… Zamanı durduran, mekanı donduran güzellik…. İstanbul… Ezelin ve ebedin başkenti. Lakin şimdilerde hasta, yazgısına esir İstanbul…”
Yoldaş, Kurtuluş Savaşı döneminde vatanı için canını ortaya koymaktan çekinmeyen kahramanlardan biri olan Nazım Bey’in hayatına ışık tutan, İstanbul’da başlayıp Anadolu’ya uzanan bir hikayeyi anlatır. Yoldaş, her ne kadar kurgu bir kitap da olsa sırtını gerçeklere yaslamıştır. Mustafa Kemal Atatürk dahil olmak üzere dönemin kahramanlarının pek çoğu ile yolumuz bu kitapta kesişir. Binbaşı Nazım ile tanışmamız, onun işgal altındaki vatanın içinde bulunduğu duruma katlanamayan ve ruhsal bir bunalım halindeyken gerçekleşir. İstanbul’da başlayan hikaye, Binbaşı Nazım’ın büyük ölçüde kitabın geçtiği yer olan Beyşehir’e görevlendirilmesi ile devam eder.
Tarihi bir roman olan Yoldaş’ın anlatımı sade, akıcı gerektiğinde de edebidir. Diyaloglara sıklıkla yer verilmiş olması tarihi kitapları çok okuyamayan bir okur olarak benim kitabı okumamı oldukça kolaylaştırmıştır. Karakterlerin çoğu yerli halktan olunca kullanılan dil de o yöreye ait olacak şekilde bize aktarılmıştır. Kitabın karakterleri arasına Beyşehir’in kendisini de katabileceğimiz bir hikaye var karşımızda. Okurken bölgeyi sadece alelade bir şekilde tanımıyorsunuz, o doğal güzelliğini ve tarihi dokusunu da hissetmeniz mümkün oluyor. Yüne ana karakterimiz olan Nazım Bey’in de başından sonuna karakter olarak ne kadar büyüdüğünü de görebiliyorsunuz.
Senelerimi, ilk görev yerim olması sebebiyle bu bölgede geçirmiş biri olarak, kitabı Beyşehir’in sokaklarında, çevre ilçelerinde gezinerek okumuş gibi oldum. Kullanılan yöresel dil de bunu oldukça kolaylaştırdı benim için. Bu sebeple belki de kitapla, pek çok okura göre daha fazla bağ kurabilmem mümkün oldu. Fakat, bölgeyi bilmeyen