Eski Yunan Metinleri uyarlamalarından şu ana kadar okuduklarım içinde kurgusunu en beğendiğim İthaka oldu. ( Henüz Kirke'yi okumadım).
Bu kez İlyada değil, Odyssea uyarlaması söz konusu. Truva Savaşı'nı kazanmış olan Yunan Orduları evlerine dönmüş, ancak Ithaka Kralı Odysseus, dönüş yolunda Ogygia Adası'nda Kalypso'nun tutsağı olarak kalmıştır. Karısı Kraliçe Penelope ise, Odysseus'un yokluğunda Ithaka'nın kralı olmak isteten sayıları yüzü aşan "Talipler" ile karşı karşıya kalır. Aradan 17 yıl geçmiş olsa da Odysseus'u beklemektedir. Seçim yapmamak için onları oyalar, adası saldırıya uğrar. Agamennon'un öldüren Klytaimnestra kızı ve oğlundan saklanmak için adasına sığınır, bir tür diplomatik kriz çıkar. Penelope, üç yaşlı danışmanından başka görünen desteği olmayan bir kraliçedir. Asıl önemli olan görünmeyendir. Çünkü o, hem tam takır bir hazinesi varken adanın kaynaklarıyla ustaca ticaret yapıp, halkını korur, talipleri doyurur, hem oğlu Telemakhos'u bir kral olarak yetiştirmeye çalışır, hem de gayet akılıca stratejilerle taliplerini krize, savaşa neden olmayacak şekilde idare eder. Üstelik bunları yaparken yapamıyormuş gibi görünmesi gerekmektedir. Malum, Eski Yunan'da da kadının görevi çocuk doğurmak ve eğer soyluysa hanesinin şanını yüceltecek şekilde süslenip püslenip hizmetçileri idare etmektir. O zamanlar, Penelope'nin kadınlardan bir ordu kurması, kadınların desteği ile adasını basarılı şekilde savunması da onu neredeyse bir komutan yapar. Okuma sırasında bu kısımda epey sinirlendim, kadınlar adaya üçüncü kez saldıran korsanların hepsini öldürüp yok ettiğinde, kadınların bunu yapabilmesi öylesine tabu olarak görülüyor ki, bunu tanrıların yaptığına ikna oluyor herkes.
Kurgu da olsa Peneleope'nin karakteri, Elektra, Klytaimnestra, kadın savaşçı, hizmetçi