Belgin Selen Haktanır

Belgin Selen Haktanır

Çevirmen
8.2/10
2.940 Kişi
·
8.338
Okunma
·
0
Beğeni
·
595
Gösterim
Adı:
Belgin Selen Haktanır
Tam adı:
Belgin Selen Haktanır Us
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
348 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Annie sadece işini iyi yapmaya çalışan bir emlakçı olarak neden kaçırıldığını anlamaya çalışıyordu.Bir yıla yakın tutsak edilmiş ve olduğundan farklı bir kişiliğe bürünüp korkuları ve şüpheci tavrını değiştimek için destek aldığı psikiyatristi ile görüşmelerine devam ediyordu...
Kaçırıldığı andan itibaren yaşadıklarını, nelere maruz kaldığını okurken sizinde canınızı yanacak ve kitabın sonuna geldiğinizde şaşırmakla kalmayıp uzun bir süre kendinize gelmekte zorlanacaksınız...
Yazarın bir sonraki kitabını heyecan ile bekliyorum...
440 syf.
·8/10
HANNAH artık onu sevmediğine inandığı kocası Tom'a tam onu terkedeceğini söyleyecekken Tom felç geçirir ve HANNAH onu bırakıp gidemez. İnanılmaz duygu yüklü bir kitaptı dostlarım. Gerçek aşkım, dostluğun, yaşama bağlılığın gerçek bir hikayesiydi. Çok beğendim. Tom ve Hannah'ın hikayesini okumanızı tavsiye ederim.
Kitap o kadar ayrıntılı ki, neredeyse kaldırımdan geçen adamın bile hayatından bir kesit anlatılmış. Her bölüm başlangıcında esas konuya gelmek için bir kaç sayfa okumak gerekiyor. Bir olayı başka bir olaya bağlamak için bir kitaplık hikâye kullanmış yazar. Düşünün bir de bu kitap 758 sayfa. Bu tür detaylar normalde kitaba renk katar fakat bu kitapta sürekli kullanılmış. O da bir yerden sonra kafa karıştırıcı ve sıkıcı olmaya başladı benim için ki, ben bu tip kitapları okumayı severim üstelik.
Kapakta vaad edilenler hakkında yorum yapamayacağım. Çünkü daha oraları işlemedik. Yüz küsür sayfa okudum esas kızla, esas oğlan yeni karşılaştı. Kitabın fantastik kısmına gelemedim, nasıl bir kurgusu var bilmiyorum,  ben biraz aksiyon ve az romantizm okudum.
Genellikle durağan ilerliyor diyebilirim.
Eğer ki; çok detaylı, bol insanlı kitapları okumayı seviyorsanız, bu kitaptan hoşlanabilirsiniz. Aksi takdirde ne yazık ki, zaman ve para kaybı olarak değerlendiriyorum.
408 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Yazarın Akıl Oyunları kitabındaki etkileyiciliği bu kitabında bulamasam da finale yaklaştıkça kitabın işleyişindeki gizem, esrarengiz kurgu size yok artık dedirtmeyi başarabiliyor. Bu romanda kaleme alınmış olan çoğu kişilerin aurası oldukça karanlık. Auraları karanlık olan bu kişilerle tanışmaya hazırsanız esrarengiz karanlık sırları içeren romanları okumayı seviyorsanız bu kitabı da okuyun derim.
299 syf.
·10 günde·9/10
Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, On çocuğun gerçek hikayelerinden sadece biri. Onun hikayesinin kitabı adlandırmış olması, yaralarının diğerlerinden daha derin, daha kanamalı olduğu anlamını taşımıyor. Her çocuk belki farklı noktalarından ama derinden, en derinden almış yarasını. Benzer hikayeleri olan sayısız çocuktan sadece on talihli çocuk. Talihleri varmış çünkü onlara dertleri hususunda otorite olarak kabul edilen, Psikiyatri Profesörü Bruce D. Perry'nin eli uzanmış. Bu on cesur çocuk hikayeleriyle, yetişkinlere özellikle çocuk yetiştirme sorumluluğunu almış, alacak olan yetişkinlere de önemli mesajlar veriyor.
348 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Merhana 1K Dostları :) Kitabımı şimdi bitirdim ve hemen sizinle yorumumu paylaşmaya geldim. Öncelikle Sevgili Aylin Koç'a teşekkür ediyorum. Çok enteresan bir kitaptı, mutlaka okumalı şaşırmalısınız. Böyle bir hikaye daha önce hiç okumamıştım. Annie ile hemen tanışın siz de..... sevgiyle kalın
303 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Çocukların dünyası bambaşka bir dünya. Hayatımızın ilk senelerini çoğumuz hatırlamayız bile... Oysa o 3 senede yaşadığımız en minik olayın bile ileride verebileceği kocaman patlakları tahmin bile edemeyiz. Bu kitap bunlara dokunuyor işte. Bir psikiyatristin 10 ayrı vakasını anlatıyor. Bilimsel yanlar da es geçilmeden anlatılmış çok fazla bilgi katacak düzeyde yazılmış mükemmel bir kitap.
520 syf.
·5 günde·6/10
(Serinin ilk iki kitabının incelemesi için #41701711 ve #41701958 )

Kızıl Kraliçe, daha önceden de bahsettiğim üzere kan rengine göre sınıflandırılmış bir toplumdaki iç savaşların anlatıldığı fantastik bir distopya. Her ne kadar Fantastik edebiyata dahil edilmiş olsa da bilim kurgu ögelerini de çok sık görebileceğiniz bir seri.
İlk iki kitapta olduğu gibi, hakkında bunca konuşulan ve bu kadar beğenilen bu seri beni üçüncü kitapta da hayal kırıklığına uğratmayı başardı. Yine de, psikolojik tahlillerin ve daha çok duygu durumlarının incelendiği bu kitabı, bu yönüyle ilk iki kitaptan biraz daha fazla sevdiğimi söyleyebilirim. (Ama hala Mare'den nefret ediyorum.)
Kralın Kafesi yine yarısından fazlasında hiçbir şey olmayan bir kitaptı. Gerçi serinin ilk kitabından beri fazla zorlama olduğunu ve sırf kitapları kalınlaştırmak için bu kadar uzatıldığını düşünüyorum, bu kitapta da bu fikrim değişmedi.
Gerçi Mare biraz daha olgun ve oturaklıydı, kitaptaki durumu birazcık olgunlaşmasını sağlamış, eh buna en çok da ben sevindim tabi.
Velhasılı kelam, ilk kitaptan aldığım o minicik haz bile bu kitapta mevcut değildi. Ve işin aslı, finalde olacakları çok net şekilde tahmin etmiştim. Dolayısıyla final de beni şaşırtmadı diyebilirim.
Ne diyelim, umarım diğer kitapları sevebilirim.
Okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiyle kalın.
672 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
~~~Bu inceleme seriyi okumayanlar için sürpriz bozan (spoiler) içerebilir~~~

(Serinin ilk üç kitabının incelemesi için #41701711 - #41701958 - #44367556 )

Kızıl Kraliçe serisini nihayet bitirebildim. Beni çok yoran, gereksiz detaya boğulmuş ve Mare'nin ergenlik tavırları ile geçen bir seriydi ama inat edip hepsini okuduğum için kendimle gurur duyuyorum.
Üçüncü kitap Mare ve Cal'ın ayrılığı ve savaşın başlangıcı ile bitmişti. Son kitapta da savaş, politikalar, entrikalar ve çıkar ilişkileri son hızıyla devam etti. Bu arada Mare ve Cal arasındaki soğuk savaş da devam etti.
Maalesef gereksiz uzatılmış bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hatta genel olarak serinin tamamı için aynı şeyi düşünüyorum. Özellikle Mare'nin aynı konuyu defalarca gündeme getirmesi, sürekli güvensizlik problemi yaşadığını dillendirmesi, Maven ve Cal arasındaki kararsızlığı, okurlar için hatırlatma olması açısından geri dönüşler yapıp bazı olayların defalarca anlatılması maalesef kitabın sayfalarca uzamasına sebep olmuştu. Kesinlikle gereksiz bir kalabalık yaratmıştı.
İkinci olarak sürekli karakterler arasındaki sıçramalar beni zorladı. Maalesef birkaç karakter ağzından yazılan kitaplar benim açımdan rahatsız edici oluyor.
Yine bu kitapta, uzun uzun betimlemeler yapılmıştı. Serinin diğer kitaplarında bu yönde bir şikayetim olmasa da son kitaptaki betimlemeler oldukça fazla ve uzundu. Ama buna rağmen, hikayenin en can alıcı noktalarından bir tanesi -Maven ile ilgili bir dönüm noktası- o kadar basit ve yüzeysel geçilmişti ki, anlamlandırmak mümkün değil.
Kıssadan hisse, serinin en en en sevmediğim kitabı bu oldu. Gereksiz detaylandırılmış, fazlasıyla uzun ve betimlemeye boğulmuş bir kitaptı. Mare son sayfaya kadar kaprislerine ve ergen tavırlarına devam etti ve kitabın biraz da ucu açık bitirilmiş olması beni rahatsız etti.
Çok fazla fantazta ve bilim kurgu okuyan bir insan olarak, bu seriden beni tatmin edecek bir tat almadığımı söyleyebilirim. Üzgünüm.
456 syf.
Korku ekilmiş yüreklerinde filizlenen şiddet tomurcukları...
Dehşeti gören gözlerinde acı...
Küçücük bedenlerine dokunan kirli ellerin izleriyle, paramparça edilmiş ruhlarında, can kırıklarıyla yaşamaya çalışan çocuklar...

Hayatını, travma geçmişi olan ve duygusal olarak ağır ihmala uğramış çocuklara adayan psikiyatrist Perry’in, on çocuğun gerçek hayat hikayesi üzerinden aktardığı deneyim, gözlem ve tedavi süreçlerini, gazeteci Szalavitz’in kaleminden okuyoruz.

Kitapta, sıradışı vakalar ele alınmış olup her bir hikayenin üzüntüyle umudu bir arada yaşattığını söyleyebilirim. Kitabın bazı yerlerinde, ancak korku filmlerinde denk gelebileceğimiz sahnelerin varlığı sebebiyle, geçmişinde travma izleri olan okuyucular göz önüne alınarak ve genel okuyucu kitlesi üzerinde duygusal etkiyi hafifletme maksadıyla olaylar fazla detaya girmeden aktarılmış

Sözün başında paramparça edilmiş ruhlar dedik... Her bir parçası ayrı yaralanmış bu çocukların yaraları sarılabilir mi?
Yazarın bu soruya cevabı oldukça kapsamlı olmakla beraber, beyin alanındaki yeni keşiflerin ruhsal travma izlerini anlamak ve onarma konusunda destekleyici etkiye sahip olduğunu söylüyor.
Sevgi elbet en büyük tedavi...
Öyle ki ; hayata gözlerimizi açtığımız andan itibaren ilk dört yaşa kadar beynimizin %90’ı gelişimini tamamlamış oluyor. Bu dört yılda gördüğümüz sevgi ve ilgi beynimizin gelişiminde inanılmaz derecede katkı sağlıyor. Bu süreçte bir çocuğa verilen sevgi, ileride yaşanma olasılığı olan travmaların da atlatılmasında umut ışığı oluyor. Tam tersi durumdaysa, beyin gelişimi problemli olabiliyor. Bu dönem aynı zamanda kimimizin neden daha vicdanlı bireyler haline gelirken kimimizin bir psikopata dönüştüğünün de nedeni olarak karşımıza çıkıyor.

Kitap genel itibariyle bilgilendirici etkiye sahip olsa da okuduğunuz her hikayede duygusal olarak etkilenmemeniz olanaksız gibi. Tarikatların elinde beyinleri yıkanan çocuklar, cinsel istismara uğrayan ya da ağır şiddet gören çocuklar...
sevgisizlikten vücudu büyümeyi reddeden ve kafeste köpeklerle bakılan ağır ihmale uğramış çocuklar ....
Her biri ayrı ayrı insanın canını yakan hikayeler.
Bu ve daha fazlasını yaşayan çocukların can kırıkları, ya kendilerine batıyor ya da başkalarının canına... her halükarda evrensel bir yara olarak en çok da insanlığın canı yanıyor...
Kitabı okuduğum süre boyunca, duygusal olarak beni en çok yoran, iki çocuğu acımasızca katleden genç bir suçluyla derinlemesine empati yapmak oldu. Onu da anlamaya çalışmak ve parçalanmış ruhuna yakından bakmak....çocukluğundan itibaren yaşadığı ihmal ve ailesinin de yaşadıklarını düşünmek...

Son olarak:
Kitapta travma ana konu olmak üzere işlenmiş olsa da , her hikayede vurgulananın “sevgi kavramı” olduğunu düşünüyorum. Varlığıyla hayata mucizeler katan bu kavramın, yokluğuyla bir enkaz yığını bıraktığına şahit oluyoruz. Sonuç olarak kitabın altını ısrarla çizdiği şey : Sevgisiz kalmayın ama en çok da sevgisiz bırakmayın oluyor....
İyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Belgin Selen Haktanır
Tam adı:
Belgin Selen Haktanır Us

Yazar istatistikleri

  • 8.338 okur okudu.
  • 260 okur okuyor.
  • 3.965 okur okuyacak.
  • 126 okur yarım bıraktı.