Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye'de Korporatizm

·
Okunma
·
Beğeni
·
255
Gösterim
Adı:
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye'de Korporatizm
Baskı tarihi:
Şubat 2009
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054126071
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Deniz Yayın
Baskılar:
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye
Ziya Gökalp yirminci yüzyılda Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli sistematik düşünürdür. Çok sayıda etnik oluşumu içinde barındıran Osmanlı İmparatoruğu'ndan bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş sürecine egemen olmuş derin bir bunalım ve değişim döneminde yaşamış ve yazmıştır. Siyasi karışıklıklar, ekonomik iflas, Dünya Savaşı ve yeni kültürel değerler edinmeye yönelik umutsuz arayışların oluşturduğu koşullarda, Türkiye'nin ulusal canlanışını ve kimliğini sağlamayı amaçlayan bir çalışmayla, Türk, İslam ve Batı değerleriyle kavramların bir birleşimini yaratmayı denemiştir. Gökalp'in sistemi, döneminin egemen görüşlerinin, Avrupa korporatizmiyle ulusal siyaset anlayışının bir karışımı halinde kodifikasyonu olarak ele alınabilir. Aynı zamanda, daha sonraki gelişmeler için de bir esin kaynağı ve çıkış noktası olarak görülebilir. Başka bir deyişle, Gökalp'in sistemi, Türkiye'de yürürlükte olmuş temel siyasi söylem ve pragmatiğin parameterlerini koymuştur. Türkiye'deki belli başlı ideolojik konumlar, bazen açıkça belirtilerek ama çoğunlukla zımmen, Gökalp'in kapsayıcı korporatist modelinden türetilmiştir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Korporatizmin solidarist ve faşist biçimleri arasındaki ayrım, esas olarak Birey, Toplum ve Devlet arasındaki karşılıklı ilişkilere farklı yaklaşmalarından kaynaklanmaktadır. Her iki yaklaşım da liberal modelde Birey'in, Marksist modelde de Sınıf'ın birincil kategori oluşuna karşı çıkmakta, mesleki grubu (ya da temel olarak meslek ölçütüne göre örgütlenmiş çıkar gruplarını) toplumsal örgütlenme ve siyasal etkinliğin temel birimi saymaktadır. Ancak faşist korporatizm Toplum'u ve dolayısıyla Birey'i, en azından kuramsal olarak, hayli metafizikleştirilmiş bir korporatif Devlet'in içinde eritir ("Her şey devletin içinde, hiçbir şey devletin dışında değil"). Mesleki gruplarla korporasyonları da, Devlet'in sivil Toplum'u denetim ve egemenliği altında tutmasını sağlayan kamu organları olarak görür. Bunlar liberal hukuksal ve siyasal modelin tersine Devlet karşısında öncelikli hakları bulunmayan Birey'in görev ve yükümlülüklerine ilişkin Devlet emirlerini sivil Toplum'a aktarırlar.
Oysa solidarist korporatizmde mesleki gruplar ve bunların korporasyonları Birey'le Devlet arasında bir tampon işlevi görür. Mesleki gruplar ve korporasyonlar, aslında bencil olan Birey'lere kamu çıkarı ruhunu aşıladıkları gibi, sivil Toplum'un molekülleri olan korporasyonların özerk yetki alanlarına Devlet'in el atmasını da engellerler; böylece Birey'lerin haklarını da korumuş olurlar. Solidarist siyasal kuram ve hukukta Birey'lerin, liberal modele kıyasla sınırlı da olsa sahip oldukları haklar vardır; ama aynı zamanda dayanışma ve birliğin gereği olarak Toplum'a karşı yükümlülükleri de bulunmaktadır. Korporatizmin iki türü arasındaki bu temel farkın nedeni, faşizmin liberalizmi radikal bir yadsımayla dönüştürmek isteyişi, buna karşılık solidaristliğin ise, belli bazı siyasal ve kültürel "idealler"ini koruduğu liberalizmi değiştirme ve düzeltme yoluyla dönüştürmeye çalışmasıdır.
Taha Parla
Sayfa 91 - Sosyal ve Siyasal Felsefesi, Çağdaş Batı Korporatizmi
Gökalp, bilimsel bir disiplin olarak tanımladığı sosyolojiyi sadece toplumun bilimi değil, aynı zamanda toplum için bir bilim olarak da görmektedir: Sosyolojinin bulguları, daha sağlıklı bir toplum oluşturmak üzere uygulamaya konabilir. Örneğin eğitimin toplumsal işlevi bireyleri toplumsallaştırmak ve ulusal kolektif vicdanda yer alan ahlaksal ve kültürel normları içselleştirmelerini sağlamaktır. Böylece "bireysel kişi" bir "toplumsal kişi"ye dönüşür ve eğitim sayesinde daha zengin bir "kişilik" kazanır. Gökalp ulusal eğitimin toplumsallaştırıcı işlevini vurgulaması nedeniyle, insanları türdeşleştiren ve dolayısıyla toplumsal olarak dayatılan değerler yüzünden özgür bireysel gelişimi baskı altına alan bir sistemi savunmakla suçlanmıştır. Ancak eğitim ve kültür konularındaki çoğulcu tutumu, özellikle de bu alanların devlet karşısında kesinlikle özerk olmasını savunduğu düşünülürse, bu suçlamalar isabetli sayılamaz. Ayrıca eğer insanların toplumsal olmayan gelişimi ancak eksik ve yetersiz bir gelişimse, devletin müdahale etmemesi ve kültürel alanda seçeneklerin varolabilmesi koşuluyla, özgür bireysel gelişim toplumdan tümüyle bağımsız olma anlamını taşıyamaz.
Taha Parla
Sayfa 95 - Sentez: "İçtimaî Mefkûrecilik"
"Siyasal Kemalizm, otoriterliği, devletçiliği, tek particiliği ve şefçiliği nedeniyle demokratik ve ilerici olduğu savunulamayacak bir tarihsel siyasal ideoloji ve rejim türüdür. Bırakın sosyalizm aşısı tutmasının olanaksızlığını, sosyal demokrasiyle bile bağdaşmasına imkan yoktur."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye'de Korporatizm
Baskı tarihi:
Şubat 2009
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054126071
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Deniz Yayın
Baskılar:
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye
Ziya Gökalp yirminci yüzyılda Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli sistematik düşünürdür. Çok sayıda etnik oluşumu içinde barındıran Osmanlı İmparatoruğu'ndan bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş sürecine egemen olmuş derin bir bunalım ve değişim döneminde yaşamış ve yazmıştır. Siyasi karışıklıklar, ekonomik iflas, Dünya Savaşı ve yeni kültürel değerler edinmeye yönelik umutsuz arayışların oluşturduğu koşullarda, Türkiye'nin ulusal canlanışını ve kimliğini sağlamayı amaçlayan bir çalışmayla, Türk, İslam ve Batı değerleriyle kavramların bir birleşimini yaratmayı denemiştir. Gökalp'in sistemi, döneminin egemen görüşlerinin, Avrupa korporatizmiyle ulusal siyaset anlayışının bir karışımı halinde kodifikasyonu olarak ele alınabilir. Aynı zamanda, daha sonraki gelişmeler için de bir esin kaynağı ve çıkış noktası olarak görülebilir. Başka bir deyişle, Gökalp'in sistemi, Türkiye'de yürürlükte olmuş temel siyasi söylem ve pragmatiğin parameterlerini koymuştur. Türkiye'deki belli başlı ideolojik konumlar, bazen açıkça belirtilerek ama çoğunlukla zımmen, Gökalp'in kapsayıcı korporatist modelinden türetilmiştir.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • yenisanat
  • Ramazancan DEVECİ
  • GöçebeBellek
  • Taylan Bayram
  • Umur Bayram
  • Taylan Bayram

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0