‘’Ben Selçuk, arz ederseniz sizinle sahile bir yürüyüş yapmak istemiştim. Reddederseniz inanın ki zorlamayacağım ancak ruhumun kederine bir keder daha eklememenizi temenni ediyorum.’’ dedim.
Kapı birkaç kısa kalp atışından sonra tereddütle ‘’Pekâlâ’’ dedi. Lügatlerde bundan daha enfes binlerce kelime olduğuna yemin dahi edebilir ancak bundan daha etkili bir sözün varlığına karşı gözümü karartmış bir halde karşı çıkabilirdim.