Aşk, elbette gizli gerek. Yoksa sürekli olmazdı. Allah’ın kendisini gizlemesi ki kulunda sürekli bir arayış uyandırır. Baktığı ve gördüğü her şeyde Allah’ı arayan derviş gibi...
“... Aşk konusunda ciltler ve kütüphaneler dolusu bilgi üretilmiştir Doğu’da. Yalnızca aşkı tanımlamak için harcadıkları mesaiyi söz gelimi hekimlik alanında harcamış olsalardı belki ölüme çare bulurlardı.”
Buradaki (Batıdaki) romancıların bütün emeğini ve sayfalar boyu anlatıp durduklarını, İstanbul'da bir şair yalnızca bir tek beyte sığdırabilir, iki dizenin arasında açtığı pencereden onların hepsini okuyucusuna yaşatabilirdi. İstanbul'daki beyit, burada ciltlerin içinde gösteriliyordu. Burada söz, lâf gibi söyleniyor, orada kelâm oluyordu. Burada çoğaltmak, orada kısaltmak önemliydi.
Bütün zamanların âşıkları birbirinden devralırlar bayrağı. Adem'le Havva'dan kalan kurallar geçerlidir hâlâ bu yarışmada ve Ferhatlar, Keremler, Vamıklar, Salamanlar, Romeoların adı yazılı olan şeref listesinin en başında kendi adının bulunmasını isteyendir o. Bir ömür bu ideal uğuna yaşamak kaç kula nasip olur dersiniz efendiler?!.. İşte bu yüzden Fuzuli gerçek aşkın âşığıdır.
Bir ışık, bir renk, bir heyecandır onda aşkın anlamı ve hayatı yaşanır kılmak ancak aşk ile mümkünüdür. Ona göre bir aşka, ancak aşk olduğu için âşık olunabilir; gerisi kuru lâftan ve anlamsız gürültüden ibarettir.