4.kitap7.bölüm..Katolik..
Prens birden, — Pavlişçev’in ışıl ışıl bir zekâsı vardı, kusursuz, gerçek bir Hıristiyan’dı, dedi. Hıristiyanlık dışında bir inanışa geçmiş olamaz!.. (Birden gözleri parladı. Salonda herkesin yüzüne tek tek baktıktan sonra ekledi:) Kim ne derse desin, Katoliklik Hıristiyanlık dışı bir dindir! — O kadar da değil, diye mırıldandı ihtiyar. Şaşkın şaşkın İvan Fyodoroviç’e baktı. İvan Petroviç oturduğu yerde şöyle bir döndükten sonra, — Nasıl Hıristiyanlık dışı bir dinmiş Katoliklik? diye mırıldandı. Prens son derece heyecanlı, aşırı kararlı bir tavırla tekrar etti: — Hıristiyanlık dışı bir dindir, bu bir! Sonra Roma Katolikliği tanrıtanımazlıktan da kötüdür… ben öyle düşünüyorum. Evet! Benim düşüncem budur! Tanrıtanımazlığın öğretisi hiçliktir, Katoliklik ise daha ileri gider: İsa’yı çarpıtır, karalar, aşağılar, deccalı yüceltir! Yemin ediyorum size, deccalı vazederler, inanın bana! Çok eski, kişisel bir inancımdır bu benim ve çok acı vermiştir bana… Roma Katolikliği bir dünya devleti olmadan kilisenin ayakta kalamayacağına inanır ve şöyle haykırır: Non possumus! Bana sorarsanız, Roma Katolikliği bir din bile değildir; inancından başlayarak, bütün özü düpedüz Batı Roma İmparatorluğu’nun devamıdır… Papa yeryüzünü ele geçirdi, tahtına oturdu, kılıcı da yakaladı… o günden bu yana öyle sürüp gidiyor. Yalnız kılıca yalan dolanı, hileyi, aldatmayı, fanatizmi, bağnazlığı, acımasızlığı eklediler; halkın en kutsal bildiği şeylerle, doğrularıyla, içtenliğiyle, coşkun duygularıyla oynamaya başladılar; her şeyini, her şeyini paraya, bayağı dünya hâkimiyetine çevirdiler. Bu öğreti deccallık değil de nedir? Tanrıtanımazlığa götürmez mi insanlığı bu? Tanrıtanımazlık onlardan, Roma Katolikliğinden çıktı işte! Oradan başladı tanrıtanımazlık: İnsanlar nasıl inanabilirlerdi