"Bak şu Ademoğluna Huveylid! Erkek çocuk ister, yüce Rab ona Firavun ruhlu bir baş belası verir. Erkek evlat ister Mevla ona Meryem gibi bir peygamber anası verir. Kul ikramı göremez. O sığ ve dar vadilerde dolaşmakta inat eder. Ne gariptir şu insan!"
Ölümden sonraki pişmanlıkların telafisi yoktu. Bu yüzden ölüm, gidenin ardından onunla sadece bir dakika daha olabilmek için Yaradan'a yakarıp durmaktı.
Hz. Mevlana demişki: "Her şey vaktini bekler. Ne gül vaktinden önce açar ne güneş vaktinden önce doğar. Bekle. Senin olan sana gelecektir. Ya nasip de, Rabbine bırak..."