Bizler, hayat yolumuzda her şeyin dümdüz olacağını, A noktasından B noktasına pürüzsüz engebesiz dümdüz bir yoldan ulaşacağımızı düşünmekteyiz… Hayat ise bu kadar hayal gücü yoksunu değildir, bizler kadar basite kaçmayı sevmez, bize muhteşem sürprizlerini cömertçe sunmayı sever oysa ki… Hepimiz için farklı olan bu sınavlar çoğu kez düşmeyi de beraberinde getirir. Fakat en büyük öğretilerimiz de işte o doğrulma anlarında saklıdır. Gerçekte kim olduğumuzu o doğrulma anları gösterir bizlere. İçimizdeki savaşçıyı, yaşamak hevesini ve ilerleyeceğimiz yolu gerçekte ne kadar çok (gerçekten veya sadece öylesine) yürümek istediğimizi de sorgular… İşte yedi kez düştüğümüzde bile sekizincide sadece ayağa kalkmak olur böyle anlarda düşüncemizde. Tüm acılara tüm sınavlara ve tüm fırtınalara karşı durmak ve yeniden ayağa kalkmak… İşte insan yaradılışımızın, yürek gücümüzün ve “gerçekten istediğimizde dağları yerinden oynatmak” haline erişmemizin özü o biricik ayağa kalkmak anlarında gizlidir
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan kendi mutlu olma imkanını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin, romanların içinde değil, kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan “an”dır.
Cahit Zarifoğlu