Bazıları yaşadıkları yeri eşyalarla doldurur, hayatlarının sonuna doğru da bu evlerini müzeye dönüştürürler. Ben ise, müzeye dönüştürülmüş bir evi yatağım, odam ve varlığımla şimdi tekrar eve dönüştürmeye çalışıyordum. İnsanın geceleri, derin, duygusal ilişkilerle ve hatıralarla bağlı olduğu eşyalarla aynı mekânda uyumasından güzel ne olabilir!
“Nereye koyacağız Kemal Bey şimdi bunu?" diye sordu Çetin Efendi.
"Hayatımın sonuna kadar bu arabayla aynı çatı altında yaşamak isterim," dedim.
Bunu gülümseyerek söylemiştim, ama Çetin Efendi isteğimin içtenliğini anladı, başkaları gibi "Aman Kemal Bey, ölenle ölünmez," demedi. Deseydi, ona Masumiyet Müzesi'nin ölenle yaşamak için yapılmış bir yer olduğunu söyleyecektim. Hazırladığım bu cevap içimde kaldığı için, gururla bambaşka bir şey söyledim.
"Merhamet Apartmanı'nda da pek çok eşya var. Hepsini aynı çatı altında toplayıp onlarla yaşamak istiyorum."
"Kitaptaki son sözüm şudur Orhan Bey, lütfen unutmayın...
"Unutmam."
Füsun'un fotoğrafını aşkla öptü ve ceketinin göğüs cebine dikkatle yerleştirdi. Sonra bana zaferle gülümsedi.
"Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım."
N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.