Yazarın beğenmediği 2019 baskısını (Diğer Evrendeki Kadını) bayılarak okumuştum. Hala çok severim lakin bu versiyonunu okurken zevkten dört köşe oldum diyebilirim. Bilimkurgu detayları romanı feci geliştirmiş. Satır araları dolmuş, bölümler çoğalmış, kurgu da karakterler de gelişmiş. Sınırlı sayıda baskı olmasıyla koleksiyonluk olmuş. Kapağından son satırına kadar harikaydı. Eeva ile Veera'nın diyalogları iyiydi. Yan karakterler zaten enfes. Finale diyecek söz yok, gözler yaşlı. Bu versiyonla Veera'yı da Eeva'yı da şimdi daha iyi anladım. Veera'nın sevdiği kadın Eeva'yı bulmak için ütopyadan distopyaya (paralel evrenlerde) seyahatini konu alan romanı Diğer Evrendeki Kadın Venüs Kapısı'nı bilimkurguseverlere katiyetle öneririm.
Genel olarak aile kurmada kadının adı yok üzerine yazılmış... Bizdeki Ah Belinda'nın kitap versiyonu gibi. Dünyada bir çok şey değişti artık, biraz eski bir eser ama feminizm için okumaya değer
Bizi Aşktan KoruSuzanne Brogger · Telos Yayıncılık · 199822 okunma
Açıkçası çok beğendim. Bundan 50 yıl sonra insanlar daha uygar olduğunda değeri anlaşılacak nadir bir ütopya ve aşk romanı. Kafa karıştıran ütopyalar gibi değil, herşey çok net ve sade bir dille anlatılmış. Çok cesur, çok romantik bir aşk hikayesi fantastik bir dünyada kurgulanmış. Kahramanımız Veera' nın paralel evren macerasının ve acıklı aşk hikayesinin başladığı ilk roman. Böyle farklı ve çarpıcı bir romanı okuduğum için kendimi şanslı ve ermiş hissediyorum, tıpkı yazarın diğer iki romanını okuduğumda hissettiğim gibi. Eğer aşkın, tüm engelleri yıkacağına inanıyorsanız, önyargısız okuyun. Şok eden bir son.
Yazarların hikayeleri ilginçtir. Her şeyini kaybetmiş başarısız bir yazarın, unutulmuş sessiz film aktörünün izini sürerek onun hakkında roman yazmasının AUSTER dilinde güzel hikayesi. Herkes bir kaybeden bu romanda, ama işte adı Yanılsamalar Kitabı. En sevdiğim romanlardan biri oldu. Duygulu. birkaç yılda bir tekrar tekrar okunabilecek gibi bir roman. Tavsiye ederim. Sinemayı ve kitapları seviyorsanız buyurun.
Bu kitabı okurken, Hitler ve Gobels zihniyetli iki tehlikeli adamın 2042 yılında bir ülkeyi yönettiğini düşündüm. Sadece Kuzey Avrupalı beyaz ırkın yaşadığı gelecekte bir ülke gözler önüne serilmiş. Baskılar, yasaklar tıpkı Hitler’in hayal ettiği gibi. Eşcinsel aşklar yasak, evlilik dışı çocuk yasak, sanat, edebiyat yasak, halk ise korkuyla yaşıyor. Hikaye böyle bir ülkede geçiyor ama yazar okuyucuyu genç ve çekici bir kadına odaklamış. Adı Astrid, Güzel Tanrıça anlamına geliyormuş. Bu kadın hafızasını kaybetmiş halde üçüncü bölge diye anılan fakirlerin bölgesinde yaşıyor. Yakınında birkaç arkadaşı ve komşusu var. Bir gün komşu oğlu Filip kaybolunca Astrid onu bulmak için harekete geçiyor. Çünkü ülkede pedofililer, katiller, tecavüzcüler cirit atıyor. O esnada, Freya adında güzeller güzeli bir dedektifle tanışması hayatını değiştiriyor. Freya gibi adil bir polis onca kötülüğün içinde altın gibiydi. Freya ile Astrid’in duyguları çok iyi anlatılmış. Sadece bir bilimkurgu polisiyesi okumadım, aynı zamanda dolu dolu bir aşk hikayesi de okudum. Zor beğenirim ama yazarın anlatımı ve betimleri hayranlık uyandırıyor. Hikaye akıp gitti. Distopyalar zor okunur ama bunu çok rahat okudum. Çocuk cinayetleri ile ilgili sinirimi bozan satırlar oldu ama yazarın intikamı tatmin etti. Kurtlar enfesti. Okuyan herkes benim gibi duygulanmış.
Karakter çeşitliliği, şaşırtıcı kurgusu ile dolu bir roman olmuş. Mutlaka okunması gereken bir kitap olduğu ilk sayfalardan anlaşılıyor. Çok beğendim. Meraklılarına öneririm.