Ceyda

Ceyda
@kitapikap
“İnsanlar gelip bana, ‘Tanrı var mı?’ diye sorarlar. Ben de, ‘Tanrı’yı unut; senin bilincin özgür mü?’ diye sorarım. Biri bana, ‘Gökyüzü var mı?’ ya da ‘Güneş var mı?’ diye sorsa, ona ne sorarım? ‘Gözlerin açık mı?’ Güneş vardır, ama asıl mesele onun gözlerinin açık olup olmamasıdır. Tanrısallık vardır, ama tanrısallığın can bulması için bilinç açık olmak zorundadır. Kuşatılmış bir zihin ve kapalı gözler onu nasıl görebilir? İnancı saplantıya dönüştürmüş bir insanın gözleri kapalıdır, zihni esaret altındadır. Bir insan aklına bir bakış açısı koydu mu, o kavramı içselleştirir; daha bilmesine fırsat kalmadan zihnini kapatır. Kapılar kapanır. Sonra da kalkıp sorar: ‘Tanrı var mı? Hakikat var mı?’”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hepimiz bağlıyız; hepimiz o ya da bu inanca bağlıyız. Neden? Çünkü bilmek için cesur olmak ve gayret sarf etmek zorundayız. İnanmak için ise ne cesaret ne de gayret gerekir. İnançlı olmak için herhangi bir çaba göstermen gerekmez; belirli bir spiritüel disipline de ihtiyacın yoktur.
Coşkunun, mutluluğun ve tanrısallığın ne olduğunu bilmek isteyenler, ilk koşulun, ilk adımın bilinçlerini özgürlüğe doğru götürmek, bilinçlerini özgürleştirmek olduğunu hatırlamalıdırlar.
İnsanın kendisine ait olmayan bir düşünce, kendisine ait olmayan bir zekâ sahtedir. İçinde hiçbir gerçeklik barındırmaz; üzerine yaşamın inşa edilebileceği hiçbir temel oluşturmaz.
Alıntı
Bilgi, doğduğun anda sahip olduğun bir şey olabilir mi? Doğduğun evin bilgiyle bir ilişkisi olabilir mi? Eğer insanlar sırf doğdukları yere bakarak dindar olabilselerdi, şimdi tüm dünya dindar olurdu. Ama dünya öyle dinsiz ki, bu, dinin doğumla bir ilişkisinin olamayacağının ispatıdır — din hepimize doğduğumuzda tayin edilir. Dinin doğumda tayin edilmesi, sorunun temel sebebidir.Sırf bu sebepten din yeryüzüne inemez. Hiçbir insan doğuştan dindar olamaz; yaşamı süresince dindar olur.Hiçbir insan doğuştan inançlı olamaz. Daha zekâmız uyanmadan toplum, ailemiz, ebeveynlerimiz, öğretmenlerimiz ve din adamları bizi inançlara boğarlar.Zekâmızın gökyüzünde kanatlanmasına fırsat bırakmadan, inanç zincirleri bizi toprağa bağlar. Hayatımız boyunca o zincirlerle topallar dururuz. Asla düşünemeyiz. İnançlı bir insan asla düşünemez, çünkü her zaman her şeye inancının perspektifinden bakar. Ne düşünürse düşünsün, önyargılıdır.Düşündüğü her şey peşin hükümlüdür. Sahip olduğu düşünceler her zaman ödünç ve sahtedir. O düşünceler, onun bireysel düşünceleri değildir.
Din