İçimden bu soruları sorarken, erkeklerin aşk ile gücü sıklıkla birbirlerine karıştırdıklarını düşündüm. Bizi sürekli gözetliyor, kontrol ediyor, kıskançlığın aslında ne kadar önemsendiğimizin bir göstergesi olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar bizi. Oysa tüm bunların aşkla ilgisi var mı?
" Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiceğe baktığında, sen orada olursun. "