kitapmood

kitapmood
@kitapmood
𐱅𐰇𐰼𐰚 Ne mutlu Türk’üm diyene!
Muhasebe
Lisans
Konya
amasya, 3 Haziran
16 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 14)
1460 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Kimseden karşılık beklemiyorum.Ben monologdan yanayım.
Sayfa 89 - İletişim yayınları
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
…kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeye çalışıyordum.
Sayfa 82 - İletişim yayınları
Alıntı
Hikmet’e göre ülkemizde herkes aklını oynatmış. Memleketin İsviçre'ye tedavi için gönderilmesi icap ediyormuş.
Sayfa 73 - İletişim yayınları
Alıntı
Beklenen geç geliyor, geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor.
Sayfa 73 - İletişim yayınları
Alıntı
!!!!!!!!!!! LÜTFEN OKUYUN !!!!!!!!!!!!
Haberler vardır; sadece okunmaz, insanın içine çöker. Son günlerde yaşananlar da öyle… Genç yaşta hayatların sönmesi, bir çocuğun elinde öfkenin bu kadar büyüyebilmesi, ister istemez aynı soruyu getiriyor: Nerede eksik kaldık? Bir çocuk, dünyaya geldiğinde ne öfkelidir ne de kırıcı. O, gördüğünü öğrenir, hissettiğini büyütür. Bu yüzden bir çocuğun yetiştiği ev, onun ilk dünyasıdır. Eğer o dünyada konuşmak yerine susmak öğretiliyorsa, anlamak yerine yargılamak varsa, sevgi yerine korku yerleşiyorsa… o çocuk duygularını ifade etmeyi değil, içinde biriktirmeyi öğrenir. Ve biriken her şey, bir gün bir yerden taşar. Anne babaların çocuklarıyla kurduğu açık iletişim, aslında bir lüks değil, bir zorunluluktur. Bir çocuğun “Ben bugün kötü hissediyorum” diyebilmesi, en az ders başarısı kadar değerlidir. Çünkü konuşabilen bir çocuk, içinde fırtına biriktirmez. Dinlenen bir çocuk, anlaşılmak için bağırmak zorunda kalmaz. Çocuğu hayata hazırlamak sadece onu okula göndermek değildir. Onu bir spora yönlendirmek, enerjisini sağlıklı bir şekilde dışa vurmasını sağlar. Kitaplarla tanıştırmak, ona başka hayatları, başka duyguları öğretir; empati kurmayı kazandırır. Tiyatroya, sinemaya götürmek, onun dünyasını genişletir; kendi hikâyesinin dışında da hayatlar olduğunu gösterir. Bunların hiçbiri “fazladan” değildir. Bunlar, bir insanın ruhunu inşa eden temel taşlardır. Ve en önemlisi: şiddetin olmadığı bir ev. Çünkü şiddet sadece iz bırakmaz; yön de verir. Çocuk, sorunların konuşularak değil, güç kullanılarak çözüldüğünü öğrenirse, bir gün aynı dili kullanır. Ama sevgiyle büyüyen bir çocuk, en zor anında bile içinde bir durup düşünme payı taşır. Belki de mesele şu: Çocukları “iyi bir meslek sahibi” yapmak için gösterdiğimiz çabanın birazını, onları iyi bir insan yapmak için
Alıntı