Günümüzün ruh sağlığı felsefesi, insanın mutlu olması gerektiğini ve mutsuzluğun bir uyumsuzluk belirtisi olduğunu vurgular. Bu tür bir değer sistemi, kaçınılmaz mutsuzluğun getirdiği yükün, bu mutsuzluğa dair mutsuzlukla artmasından sorumlu olabilir.
Hayatın anlamını üç farklı yolla keşfedebiliriz:
(1) Üretimde bulunarak veya bir iş yaparak
(2) Bir şeyi deneyimleyerek yada biriyle temas ederek
(3) Kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla
Hayatta anlam bulmanın ikinci yolu iyilik, hakikat veya güzellik gibi bir şeyi, doğayı ve kültürü veya en önemlisi başka bir insanı biricikliğiyle deneyimleyerek, onu sevmektir.
Varoluşsal boşluk, yirminci yüzyılda yaygın görülen bir durumdur. İnsanın gerçekten insan olmaya başladığından beri geçirdiği iki yanlı bir kayba bağlı olarak ortaya çıkabilir.
İnsanlık tarihinin başlangıcında, insan hayvani davranışlara yol açan ve bu sayede emniyetini sağladığı temel hayvansal içgüdülerinin bir kısmını yitirdi. Cennete benzer bu emniyet alanı, insana sonsuza dek kapatıldı ve insan seçimler yapmak zorunda kaldı.
Buna ek olarak, insanın yakın zamandaki gelişim sırasında, davranışlarının payandası olan gelenekler de artık hızla kaybolmaktadır. Ona ne yapması gerektiğini söyleyen hiçbir gelenek kalmadı; hatta ne yapmak istediğini bile bilmiyor. Bunun yerine ya diğerlerinin yaptıklarını ya da diğerlerinin ondan istediklerini yapmak istiyor.