#okudumbitti "Çünkü herkes bilmek ister nasıl öldüğünü?" Merhaba kitap dostlarım,arka kapak yazısıyla giriş yaptığım,kurgusu çok farklı bir kitapla geldim.@yuksel812001 hocamın ilk kitabı olması dolayısıyla da çok merak ederek okuduğum bir kitaptı.Öncelikle kitabın iki bölümden oluştuğunu belirteyim.Her iki bölümde de yazar kahramanlarına isim kullanmıyor,Öğretmen ve Almancı olarak anlatıyor.Kitapta ilgimi en çok çeken kahramanların hicbirinin fiziksel ve ruhsal betimlemesinin olmaması,ama gözümüzün önünde canlanmaları
Birinci bölüm bir öğretmenin özellikle çocukluk günlerine dair anılarını kaleme aldığı bir anı defteri niteliğinde.Kalabalık bir ailede büyümüş,Kore gazisi dedesiyle beraber Kurtuluş günlerine katılmış ve genelde çocukluğu dedesinin gölgesinde geçmiş biri.Dede bir sözüyle bir bakışıyla istediklerini yaptıran,sert değil ama otoritesi asla tartışılmayan biri,o yüzden de çocuk (öğretmen) hiç tartışmadan biat edercesine kabul edilen bu otoriteyi gördükçe ailesine şaşırıyor.Annesi ve babannesi arasında da barış elçiliği yapıyor ama yalan söylemeyi huy ediniyor,zorda kaldığı her an yalana başvuruyor,ne zamanki öğretmen oluyor,o zaman bu huyundan vazgeçiyor.
"Çocuklukta içinde bulunduğumuz ortam karakterimizi nasıl etkiler?"diye bir soru sorulsa, düşünmeden bu kitabı öneririm.
Öğretmen Manyas'da kulübe adını verdiği bir evde yaşamaktadır.Anılarım anı olarak kalsın kimse okumasın dese de anı defteri de dahil hiçbir eşyasını yanına almadan sırra kadem basar.Anı defteri burada sona erer.
İkinci bölüm ise ailesi Almanya'da olan,köklerini Türkiye'ye gelip gittikçe merak etmeye başlayan ve sonunda Türkiye'de öğretmenin kulübesine yerleşen Almancı'nın hikayesi...Almancı, öğretmenin kulübesini temizletirken eline geçen anı defteri onu kulübeye ve Manyas'a iyice