"Dünyaya yeniden gelip şu hayata yeniden ama bu kez bilinçli olarak başlansaydı ne olurdu? Geçirmiş olduğumuz yaşamı, hani nasıl denir, bir karalama, bir taslak olarak kabul etsek örneğin, yeni hayatımıza onu temize çekmeye kalksaydık acaba nasıl olurdu..."
Minik Isırıklı İncir • Kemal Şükrü Sevindik
Dürüstlüğün, sevginin, emeğin, vefanın hikâyesi...
Ali Rıza'nın zorlu hayat mücadelesi...
Kitapta, Ali Rıza’nın çocukluk günlerinden başlayarak öğretmenlik ve yazarlık serüvenine uzanan yaşam yolculuğu anlatılmaktadır. Babasını küçük yaşta kaybeden Ali Rıza, annesi Nergis Kadın’ın sevgisiyle büyür. Annesinin en değerli öğüdü ise kalemi elinden bırakmamak ve vicdanlı, cesur bir insan olabilmektir. Bu nedenle Ali Rıza'nın okumasını ister. Ancak bir müddet sonra da Ali Rıza, annesini kaybeder.
Küçük yaşlarda yazıya yönelen Ali Rıza, yıllar içinde öğretmen olur ve öğrencileri tarafından çok sevilir. Ancak yazdıkları ve düşünceleri nedeniyle karşılaştığı engeller, sürgünler ve görev değişiklikleri de peşini bırakmaz.
Ali Rıza’nın hikâyesini, restoran işleten Elif’le geçmişe giderek yapılan sohbetleri aracılığıyla okumaktayız. Hayat yolculuğunda sürgünde karşısına çıkan lise arkadaşı doktor Serap ise, onun hem kalbine hem de iç dünyasına dokunan özel bir kişidir; dostluğu, sevgiyi ve geçmişin yükünü onunla birlikte taşır.
Roman yalnızca bir öğretmenin yaşam mücadelesini değil; aynı zamanda aşkı, hüznü, dostluğu, insanın içsel direncini ve edebiyatın iyileştirici gücünü de derinlikli bir dille işlemektedir.
Yazarımızım anlatımı öylesine samimi ve akıcı ki, kitabı bir solukta bitirmek mümkün. Her sayfasında altı çizilecek cümleler bulunan, okurken yoğun duygular yaşatan ve hafızada yer eden bir kitaptı. Bugün ve geçmiş çok başarılı bir şekilde harmanlanmıştı. Okuyup beğendiğim kitaplardan birisi oldu.
Yazarımızın emeğine ve kalemine sağlık, kalemi daim olsun.
Merak edenlere keyifli okumalar .
"Çünkü göz ruhun dünyaya açılan penceresidir. O pencereden ancak ruhta olan şeyler gözükür. Nefret dolu bir ruhun penceresinden sevgi
"Hayat bir yürüyüşten ibaret. Öyle bir yürüyüş ki hiçbir anın hiçbir adımın tekrarı yok. Yol boyunca çıkınımıza bir şeyler toplayarak ve arkada bir iz bırakarak yürüyoruz."