Kitapta, geçmişin izleriyle bugünü arasında sıkışıp kalmış bir adamın, Daniyal’in hikâyesini anlatılmaktadır. Daniyal Amerikalı bir ajandır. Karakterimiz hem kendisiyle hem de içindeki 'diğeri' ile bitmek bilmeyen bir savaş içindedir. Onun bu karışık ruh halini okurken kolaylıkla daha iyi görmekteyiz.
Özellikle kitapta en beğendiğim noktalardan biri psikolojik unsurlardı. Kitapta karakterlerin psikolojileri iyi bir şekilde ele alınmıştı.
Yazarımızın üslubundan bahsedecek olursam sade ve akıcı bir üslubu vardı. Ayrıca konu itibariyle de merak uyandırıcı ve sürükleyici bir şekilde eserini kaleme almıştı. Ancak kitaptaki bazı düşünceler, cümleler vs. çok derindi. Bu nedenle de insanın kafası boşken, rahat rahat okuması daha iyi olur diye düşünüyorum. Bu nedenle benim gibi çapraz okuma yapıyorsanız biraz zorlanabilirsiniz
Yazarımızın ilk kitabı olmasına rağmen gayet başarılı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kalemi daim olsun
#arkakapak
Bu derin roman, insanın iç çatışmasını konu ederek, ötekileştirmenin acımasızlaştıran döngüsüne ve insanlık tarihinin en ezeli sorununa açıklık getiriyor: Üstünlük arayışı.
Amerika'da önemli bir şirketin ajanı olan Daniyal, iki farklı kimliğinin çatıştığı yorgun bir kahraman. Sevgilisi Lara ve en yakın arkadaşı Yarden ile olan ilişkisi onun karmaşık duygusal dünyasının bir yansıması. Yaşamdaki dengeyi sağladığına inandığı bir anda güncel tehlikeler geçmişin sırlarını aralar. İlk önce kendini sorguya alır. Sonra Diğeri'ni. O saatten sonra kendine ve Diğeri'ne karşı almak zorunda kaldığı sorumluluklar var. O, çıktığı bu yolculukta kaybettiği her şeyin bedelini ödeyebilmeli... Kimlikler arası çatışma, geçmişin izleri, seçimlerin sonuçları ve Diğeri... Daniyal tüm bu karmaşayla başa çıkabilecek kadar güçlü mü? Her şeyi tamamladığına inandığı o