-Ama vakit nakittir, bunu unutuyorsunuz, -dedi albay.
-Hangi vakit! Öyle zaman olur, koca bir ayını elli kapiğe verirsin; öyle zaman olur, bir yarım saati kaç para versen alamazsın. Öyle değil mi Katenka?
Saplantıların en trajiği bir insana saplanmaktır. Balçıktan yaratılan insan, bir başka ruhu kolaylıkla içine çekip yutabilir. Ölçülülük en çok da insan ilişkilerinde mühim.
Düşlerimizle yazar, ellerimizle yaşarız. Kanatlarımızla tahayyül eder, ayaklarımızla düşeriz. Yazmak için düşmek gerekir, düşmenin tüm biçimlerini tadanlar için kalem ezilişin kanıyla renklenir. Sanatçı bilgelik tahtında oturan kusursuz adam değildir, her gün üzerine basıp geçtiğimiz yolu ezilerek ve ezerek tanıyandır. Onu başındaki haleden değil eteğindeki çamurdan tanırız. Kanatları ve ayakları arasında senkronizasyon bulunan sanatçı profili pek nadirdir. Sanatçıdan talep edebileceğimiz yalnızca göksel olanı düşleyebilmesi. Düşleyebilmek, düşmekten geçiyor bazen. Erişmek ise cennetin konusu.