Elena Ferrante nin Napoli Serisi diye geçen ciltlerden ilkidir. seri tam dört kitaptan oluşuyor, şubat ayı okumalarımı ara vermeden bu serinin hepsini bitirmek istiyordum. üçüncü kitaba henüz geçtim. ilk kitaptan biraz söz edeyim. iki kız arkadaş 1943 ler de doğuyor ve ilkokul yıllarındaki olaylar, yakınlaşmalar, öfke nöbetleri okul başarıları, öğretmenlerinin tutumları ve italya nın mahalleleri. beş altı aile var bunların anne baba ve çocuklarının isimleri kitapların başında veriliyor kim kimdir karıştırılmasın diye. oldukça sağlam sayıları da fazla olunca da geri dönülüp bakılabilsin diye düşünülmüş bence de yerinde olmuş, kitap şöyle başlıyor bir erkek çocuk ama kırklarında annesinin ortadan kaybolmasıyla annesinin en yakın arkadaşı Elena yı arıyor ve telaşlıdır. ev de yoktur. Elena aslında önce telaşlanmaz çünkü Lina yı beş yaşından beri tanımaktadır, öngörülemez hareketleri, hayata olan cesareti, eylemci bir kadın olduğunu düşünür ve kendisinin yaşamında da lina nın yeri o kadar fazladır ki, onunla ilgili bir kitap yazmaya karar verir. işte biz Elena nın kaleminden Lina nın, ve diğer önemli karakterlerin elena nın kendi öğrenim, iş ve aşklarını, kız arkadaşının zekiliğini, ondan nefret edişlerini, kıskançlıklarını öğreniyoruz. lina nın öğrencilik hayatı aslında başarılarla dolu olacakken annesinin ve babasının izin vermeyişleri onun hayatının başka yönlere akmasına sebep olmuştu. Elena hep onun yaşantısını, Lina da onun yaşayışını kıskanmıştı. zaman zaman kopup hayati meselelerde tekrar birbirlerine yardım edişleri gözleri yaşartmıyor değil. savaştan sonra zenginleşen aileler, tefeciler, mafyalar ve fakir zanaatkar ailelerle kurgulanmış hikaye bize italya da 50, 60, 70 lerin sınıfsal temelli farkları ve dahası bu sınıfların evliliklerle geçişlerin değiştiğini,