Şimdi buradan her şeyi önü ve arkasıyla bir arada görerek geriye doğru bakınca, zannetti ki bütün yaşadıkları, bütün hatırladıkları sadece onun belleğinde var olmuş gölgelerdi. Sadece ona gösterilen bir oyundu bütün bunlar; sadece onun atacağı adım, onun ne düşüneceği, neye gayret neye niyet edeceği görülsün diye. Sadece o sınansın diye.
İnsan açlıktan nasıl ölür? Sessizce, tükene tükene mi? Yoksa bağıra bağıra, sürüne sürüne , görüne görüne mi? Bilmezdim. Ama defalarca gördüm. O kadar gördüm ki artık görmez oldum.
Sanki görünmez bir kuvvetin kanatlarında uçuyor gibisinizdir. Her şey de uçuyordur sizinle. Kilometre taşları arabalarına kurulmuş karşıdan gelen tüccarlar, her iki yanda çam ormanları, balta sesleri, karga çığlıkları uçar gibi geride kalırken, bu hızlı gidişte yine de korkunç bir şey vardır.