Zaten insanın kaderini bilmesinden daha korkunç ne olabilir? Herkes öleceği günü saati bilseydi, geriye sayım ne kadar zor olurdu, düşünsenize. Geçen her dakikayı bir tabut çivisi gibi algılamaz mıydık?
Tabiî yok ya. Mahpushanedeki o adam derdi ki: "Ama, insan elinden geleni yapmalı. Ve ne zaman bir adım ileri atsan, sonradan biraz gerilersin, ama büsbütün geriye gitmezsin. Bunu göz önünde tutarsan..." derdi, "her şey yoluna girer. Boş gibi görülse bile hiçbir eylem boş değildir."