Cuma ŞAHİN

Fahreddin Paşa iaşe deposuna giderek asker için şu çizelgeyi hazırlamak zorunda kaldı: Her nefere günde ekmeklik 300 gram un. Sabahleyin bir gram çay ve on gram şeker. Öğleyin seksen gram bulgur, üç gram zeytinyağlı çorba. Akşam seksen beş gram bulgur, on beş gram kavurmadan pilav ve otuz gram da tuz ...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ey gökte dalgalanmakta olan al bayrak. Nice kalelerden indin, vatan toprağından söküldün. Ama burada bir nefer kalıncaya dek dalgalanmaya devam edeceksin. Bu sözü seni üç kıtaya taşıyan evlatlarının torunları veriyor. Sana kurban olanların ve kurban olmayı göze almışların sözü var. Bizler, yüz yıllar önce kurban yapılmak istenen İsmail'in kesmeye götürürken hissettiği tevekkülü ve sabrı yaşıyoruz ...
Paşa kaşığı aldığı gibi merak içinde hurma parçalarının yüzdüğü unla sulandırılmış çorbaya kaşığını daldırdı. İlk yudumu içtiğinde bir tuhaf oldu. Ancak çorbayı beğendi ve kaşıklamaya başladı. - Güzel olmuş ... Sonra kendi kendine bir nükte yaptı. Osmanlı mutfağına bir çorba türü daha kazandırdık sayılır ...
"Efendimiz, tek başıma kalsam da ben sizi terk etmem. Sizi bırakmam. Yanıbaşınızdan ayrılmam. Size söz veriyorum ki bu şehri ne pahasına olursa olsun teslim etmeyeceğim. Kılıcımı kimseye vermeyeceğim. Bu kılıcı devletim bana 'şeref ve namus' diyerek verdi. Ben de kılıcımı ancak size teslim edebilirim ...
"Ölmek burada en kolay şey ... Bizler, zor olanı seçeceğiz. Yani yaşama­ yı, ne olursa olsun buraları savunmak için hayatta kalmayı düşüneceğiz ... Ölümü mümkün olduğu kadar geç kucaklamalıyız. Elbette sancağımız, kanlarımız ve canlarımız sayesinde dalgalanacaksa, canımızın telaşına düşmeyiz. Düşmeyeceğiz de ...