İşte orada, iki sevgilinin düşüp can verdikleri yerde, her yıl, oraya düştükleri günün seherinde, tanyerleri ışırken, iki çiçek biter. Bu çiçeğin biri kırmızı, biri mavi açar. Tam günün ucu görünür, çiçekler birbirine kavuşacakken, öte kayadan bir geyik uçarak gelir, çiçekleri yer. Bu her yıl böyle olur.
Güneşle, toprakla, kayayla, kokuyla,suyla, otla bahtiyar olmanın türküsü geliyordu. Türkü her şeyden habersizdi. Türkü ne korkuyordu, ne de korkuya benzer bir şeyi aklından geçiriyordu. Bir pınar oluğundan su nasıl korkusuz, telaşsız akar, öyle geliyordu.