Sabır; her türlü kisve altında dönen riyayı gördüğü halde görmemezlikten gelmeyi kapsar.
Merhamet; kırılan bütün dalları birbirine ulayıp, kendisine de zarar vermesin diye uzatılan eli.
Hüzün; bütün çokluklar içinde en deriniyle yaşanılan yalnızlığı kapsar.
Sükut ise içinde cilt cilt kitaplarla kütüphane kurup, birkaç kelime söylemeye dahi gücü kalmayan dili...
nedir allah'tan gayrı geriye kalacak
insanın yutkunduğu bu ilahlık da nedir
çiçekler açıklamıyor artık, kuşlar böyle olmuyor
kıvranıyor herkes kendi yarasında
bilmemiştir bunu politikacılar, bürokratlar, ombudsmanlar
ve bütün bu gürültünün patırtının arasında
seni seviniyorum, sen bana kudretten bir rahmetsin
seninle mealliyorum sırdan payıma düşen lütfu
sen güzel uyu diye katlanıyorum izafi bir cehenneme
sen işin rast gelsin, sen aman yarabbim, sen gözün aydın ol
söyleyeceklerim böylelikle bunlardır
bana biraz imkân ol
Yalın ayak toprağa düşmüş ceninler adedince
Gök-teki Tanrı-ya selam verip yoluna devam eder dervişler.
Sular durulunca bir ahir zamanda,
Kışladaki asker şehre iner bir emirle
Tank ve tüfek iş yapmaz
Çocuklar kaçışır, kadınlar feryat figan.
Derviş toplar dikkatleri eteğindeki taşlara
Yarılır düşünceler yarılır deniz iner o anda bir peygamber
Soluk soluğa bir öpücük kondurur eşlerinden en diri olanına.
Derviş çekilir aradan ve çocuklar ve zaman.
Peygamber döker şimdi dilinden taşları
Kafalarına iner sokaktaki hırsızın, tahttaki kralın, soysuzun, çapulcunun!
Askerlerin elinde bayrak, sökülmüş göğün bağrından.
Peygamber susmadıkça kadınlar aşık olur!
Çocuklarda canhıraş ağlama.
Kulağını tıkar peygamber
Kulağını kiraya verir derviş
Kulağı duvar olur askerin!
Kim bilir kaç kişinin karşısında, sırf "başarılarım" ahlaksızca görünsün de onları daha da kudurtsun diye kendi kendimi mahsustan karalamışımdır! Aslında kendini bu denli gizlemek yerine tam tersi bir yol izlemek, iyi niyetini hiç böbürlenmeden sergileyebilmek gerekirdi. Hiç nefret etmeyip hep sevebilmeyi başarsak çok kolay olurdu bu. Zira o zaman sadece başkalarını mutlu edecek, duygulandıracak ve kendimizi onlara sevdirecek şeyleri dile getirmek son derece mutlu edebilirdi bizi!
Sayfa 60 - Can Yayınları/Kısa Klasikler Serisi·Kitabı okudu