Namık Kemal (1840-1888) için tiyatro halka doğrudan ulaşabilmesi bakımından oldukça önemli bir türdür. Vatan yahut Silistre oyununda da vatan sevgisini türlü duygularla çarpıştırıp nihayet hepsinden üstün çıkararak halka vatan fikrini ve sevgisini aşılamak ister.
Kırım Savaşı'nın yaşandığı yıllarda Zekiye ve İslam bey arasında yeni başlayan aşk, İslam Bey'in cepheye gitmesiyle beklenmedik bir hal alır. Zekiye İslam Bey'in ardı sıra erkek kılığına girerek Silistre savunmasına katılır ve böylece savaş meydanında aşkın, vatan sevgisinin, millet fikrinin iç içe geçtiği olaylar yaşanır.
Vatan yahut Silistre 1 Nisan 1873'te ilk kez sahnelendiğinde halk üzerinde gösterilere varan büyük bir coşku yaratmış, bu yetkinin diğer bir sonucu olarak Namık Kemal'in gazetesi İbret kapatılmış, kendisi de Magosa'ya sürülmüştür.
Âmalimiz, efkârımız ikbâl-i vatandır Serhaddimize kale bizim hâk-i bedendir Osmanlılarız, ziynetimiz kanlı kefendir
Kavgada şahadetle bütün kam alırız biz Osmanlılarız, can veririz, nam alırız biz
Kan ile kılıçtır görünen bayrağımızda
Can korkusu gezmez ovamızda dağımızda
Her köşede bir şir yatar toprağımızda
Kavgada şahadetle bütün kam alırız biz Osmanlılarız, can veririz, nam alırız biz
Osmanlı adı her duyana lerze-resandır Ecdadımızın heybeti maruf-ı cihandır Fıtrat değişir sanma! Bu kan yine o kandır
Kavgada şahadetle bütün kam alırız biz Osmanlılarız can veririz, nam alırız biz
Top patlasın, ateşleri etrafa saçılsın Cennet kapısı can veren ihvana açılsın Dünyada ne bulduk ki, ölümden de kaçılsın
Kavgada şahadetle bütün kam alırız biz Osmanlılarız, can veririz, nam alırız biz
Hem yaşayacağız hem de vatanın gelecekteki iyi günlerini göreceğiz. Daha sonra da ardımızda vatan yolunda ölmeyi bin yıl yaşamaktan hayırlı sayan çocuklar bırakacağız.