Okuyup çevremdeki tüm kadınlara tavsiye ettiğim başucu kitabı…Ece Temelkuran aşağıdaki yazısında çok güzel anlatmış:
"kimi kadınlar, düşlerinde kendilerini yalnız görürler; bir başlarına. 16 yaşındayken mesela, henüz hayata yeni başlarken, sonradan fark edersiniz ki, o günlerde geleceğe ilişkin kurduğunuz düşlerde yalnızsınızdır. çok kadın tanıdım böyle. ilk gençlik yıllarında gelecek hayalleri kurarken tek başına kızıldeniz'e dalarken görmüştü kendini; bir evde bir sürü kediyle tek başına yaşadığını görmüştü; bir yük gemisine binip, siyah bir gocuk giyip tam güvertenin ucunda filtresiz sigara içerken görmüştü kendini. kendilerini böyle hayal eden kadınlar sonra adamları ve çocukları nereye koyarlar? neyse...
belki sonra unuturlar, rüyalarını "düzeltirler" ama aklı ve kalbi olan kadınlar gelecek düşlerinde kendilerini hep tek başına bir maceraya atılırken görürler. sonra olaylar gelişir, belki bütün bunların pek de iyi bir fikir olmadığına kanaat getirirler. ya da "bir gün mutlaka"dır işte, bilirsiniz...
siz o ilk düşünüzde, kendinizi yalnız başınıza hayal ettiğinizde nasıl görmüştünüz kendinizi? sizin maceranız nasıldı? ne zaman unuttunuz o hayali resmi?
kurtlarla koşan kadınlar
bütün tanıdığım kadınlara aynı kitabı öneriyorum iki haftadır. israrla, neredeyse bıktırırcasına tavsiye ediyorum. "sevgilim şöyle böyle bir adam. ama onu terk edemiyorum. suçlu hissediyorum" kendimi diyene... "herif bana kazık attı. şimdi duyarsız görünmem lazım değil mi? öyle yaparsam çok gülünç görünürüm, değil mi?" diye çaresizce bir yanlışın içinde debelenene... "şu işi çok yapmak istiyorum. ama kesin tökezleyeceğim bir yerinde. başlamasam daha mı iyi acaba?" diye sorana... "hayatım kusursuz ama yine de mutlu hissetmiyorum kendimi. bende bir yanlışlık mı var acaba?" diye düşünene...