Ahsen Tosun

Çoban Çiçeği
Çölde kamburunu çıkaran susuz Ey çoban çiçeği, kursağına takılı ıssız Ayakların kıskacı kum yığınları, Gece yarısı gündüz sığınmaları, Göğe inen bir har göz Güneş Yaprağına uzakta nazar köz yaş Ey çoban çiçeği! Izdırar, çölü yosunlaştıran bir nehir O nehri taşır; hamal bulut ak gömleğinde Omzunda serap imtihanı, alnında sabır sevabı Sen yangın değilsin ki kavrulup hakkın aşkıyla Bendinde yeşillik yurduna katre-i kandilleri Bu nur deryası imtihan saatinde ışığını gizler Lakin sen durduğun yerde büyürsün, Ve çöl, seni taşımayı öğrenir. Ahsen Dinlemek için : suno.com/s/nOxDUdQjptscW2Yr
Alıntı
Reklam
Şah Damarının Başkenti
Gönlüm çorak toprakları sever Can kanına ne kadar yakınsa Ruh şah damarın başkentinde Şehrin çarşısında ilerlerken Hane hane kapıların kilit taşları O zaman tutması sır bağını çözdü Kapı kapı içinde, Taşlarını düşürür anahtar kelimesi. Göz göze seyri Bin yılık bir yıkım manzarası. Şimdi bu sevgiye bir saygı Can kaygısına cesur sargı Damarına dayalı yaygı Bu zaman zarfında beyaz yankı Dinlemek için : suno.com/s/shFByfItWnMnzVbZ
Alıntı
Azat eyle çöllerimi
... Zaten ben kumdan kapılardan Güneş libaslı çocukların zeytinliğiyle Uç uca sırlı ufuklardan serabı aradım .... Makinist değilim, insaniyet çıkıkcısı bir el El bazen söz, söz bazen şiir ve kompozisyonda bir dua Dinlemek için : suno.com/s/ld3RCq8E7BE1vvkb
Alıntı
Evet herbir çiçek, herbir meyve, herbir ot, hattâ herbir hayvan, herbir ağaç birer mühr-ü ehadiyet ve birer sikke-i Samediyet olduklarını ve bulundukları mekân ise bir mektub suretini alması cihetiyle herbiri bir imza şeklini alır; o mekânın kâtibini gösteriyor. Meselâ: Bir bahçede bir sarı çiçek, o bahçe nakkaşının bir mührü hükmündedir. O çiçek mührü kimin ise, bütün zemin yüzündeki o nevi çiçekler, o zâtın kelimeleri hükmünde olduğuna ve o bahçe dahi onun yazısı olduğuna, açık bir surette delalet ediyor. Demek oluyor ki; herbir şey, umum eşyayı Hâlık'ına isnad edip, a'zamî bir tevhide işaret ediyor. Lemalar - 320
Sayfa 320·Kitabı okuyor
Alıntı
FESÜBHANALLAH
İnsanın yüzünde.. belki, insanın yüzü öyle bir sikke-i ehadiyettir ki, Âdem zamanından tâ kıyamete kadar gelmiş ve gelecek bütün efrad-ı insaniye birden nazar-ı mütalaasında bulunmayan ve herbirine karşı o tek yüzde birer alâmet-i farika koymayan ve o küçük yüzde hadsiz alâmet-i farika bırakmayan bir sebeb, bir tek insanın yüzündeki hâtem-i vahdaniyete icad cihetiyle el uzatamaz. Evet insanın yüzüne o sikkeyi koyan zât, elbette bütün efrad-ı insaniye nazar-ı şuhudunda ve daire-i ilmindedir ki, herbir insanın sîması göz, kulak, ağız gibi a'zâ-yı esasîde birbirine benzediği halde, birer alâmet-i farika ile, hiçbirisine tamam benzemez. Lemalar - 319
Sayfa 319·Kitabı okuyor
Risale-i Nur