~Babaya Mektup~
Franz Kafka edebiyat dünyasının en önemli isimlerinden birisi. Yazarla ilk Dönüşüm adlı eserinde tanıştım. Bir masal gibiydi ama değildi de. Bir şeyler farklıydı anlamdıramadım. Farklı bir göz farklı bir bakış açısı vardı. Sonra Dava'sını okudum ve yazarın kendine has bir tarzı, üslüpu olduğuna bir kez daha emin oldum. Derin alt metinleri vardı ve okuduğum, duyduğum bir çok şey öyle söylüyordu. Lisenin başlarında okuduğum için pek bir şey anlayamamış olmam normal bence. Bugün "Babaya Mektup"unu okudum ve keşke ilk bu kitabını okusaydım diye düşündüm. Babaya Mektup'un Kafka'nın kendi babasına yazdığı bir mektup olduğunu bilseydim ilk önce bunu okumak isterdim. Yazara hayatına ışık tutmak, hayata bakışını, yaşadıklarını, deneyimlerini özellikle de yazarı anlamak için. Diğer kitaplarının da bu bilgiler ışığında belki daha farklı tesiri olurdu.
Babaya Mektup'ta yazar özellikle baba-çocuk ilişkisi üzerinden aile kavramını ele almış. Bir çocuğun gelişiminde babanın etkisini, her ailede olan özellikle de o dönemde ataerkil Yahudi orta sınıfının yaşadığı tipik baba-oğul çatışmasını, bir çocuğun babası tarafından kabul görme çabasını dile getirmiş. Kafka'nın eserlerinde karşılaştığımız olayların yansımasını görüyoruz ya da şöyle söyleyeyim Kafka'nın eserlerinin zeminine tanık oluyoruz.
Bu kitap her babanın ya da baba olmak isteyen her bireyin okuması gereken bir eser. Halen günümüz dünyasında baba-çocuk veya ebeveyn-çocuk çatışması devam ederken böyle bir kitap belki bir şeylerin farkına varılmasına ve değiştirilmesine yol açar diyor ve bitiriyorum.
~Hoşcakalın~