Gri Şehir Masalı (muhteşem tamamını okuyun..)
Kahin o yönü göstermişti. Uzaklardan gelip mavi safiri andıran duru denizlerden geçti yorgun savaşçı, kavmiyle birlikte. Karşılıklı, yılankavi iki kıyı boyunca ilerledi, yeni bir şehir, bir Krallık
Edebiyat
Reklam
Yalnızlık kimimiz için çukurken kimimiz için kıyı...
Sayfa 270·Kitabı okudu
Alıntı
Aslında Gazze deyince, Akdeniz kıyısında küçücük bir kıyı şeridini kastediyoruz. Deniz haricinde dört bir yandan İsrail yerleşimleri ve sınır karakolları ile kuşatılmış bir kara parçası. Denizden ve karadan abluka altında, Gökçeada kadar bir toprakta yaşayan, çocuk ve genç nüfusun çok yoğun olduğu, yaklaşık 2,5 milyonluk fakir bir nüfus. %65-70'i işsiz, kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, dış yardım ve destekle ayakta durmaya mahkum edilmiş bir halk. Sadece Refah'taki gizli tüneller yardımıyla zaman zaman Mısır yönetiminin izin verdiği ölçüde kaçakçılıkla ve mal girişiyle dünyayla iletişimi sağlayabilen, bir açık hava hapishanesinde yaşamak zorunda bırakılan bir topluluk. Böylesi şartlar altında, İsrail ile neredeyse koşulsuz bir barıştan ve aşağılanmış bir uzlaşıdan yana Arap milliyetçisi/seküler yapıların güçsüzlüğü ve başarısızlığı karşısında, aşırıcılıkla bezenmiş bir İslami söylemin yükselmesinden daha doğal ne olabilir? Arap ülkelerinin farklı saiklerle destek vermekten kaçındıkları ve yokluğa mahkûm edilen bu bölgenin, İran ve "direniş ekseni" olarak nitelendirilen çeşitli gruplarca maddi ve lojistik olarak desteklenmesinden rahatsız olunması, mevcut durumu düzeltmeye yetiyor mu?
Sayfa 64·Kitabı okudu
Tarih
Gidiyordu. Bir şair gibi mısralar dizerek hem de. Kendimi önemli mi hissetmeliydim sırf bu yüzden? Bu lirizmi hak edecek ne yapmıştım? Oysa kadınlar âleminde bir noktaydım sadece onun için. Bir durak. Bir kıyı. Bana uğramış, soluklanmış, iyileșmiş, yüzüne gözüne renk gelmiş, tekrar gücünü toplamış ve yola çıkmaya hazırdı. Birazdan hesabı isteyecek, kalkacaktı masadan. Masalardan hızla kalkan bir adamdı o. Arkasından bakıp sesini çıkartamayacak olandım bense. "Kal" demeyecektim. "Kal" diyemeyen kadınlardandım ben de. O, "Gel" derse koşardım. Ama demeyecekti bu sefer. Boğazıma balık kılçığı gibi takılıp kalan "Seni özlüyorum " cümlesi yutkundukça canımı yakacaktı. Bir daha göremeyecektim onu. Bir daha uyumayacaktı yanımda. Bir daha kâbuslardan sıçrayıp da uykulu elimi uzatıp bulmayacaktım onunkini ılık yorganın altında. Bendeki kitaplarını ne zaman, nasıl verecektim? Diş fırçasını çöpe mi atacaktım? Buzdolabının üzerine yazıp bıraktığı notu yırtacak mıydım, yoksa şahsi kalp kırıklıkları tarihimin nadide parçalarından biri olarak, her taşınmada başıma bela olan hatıra kutularından birine mi saklayacaktım? Nasıl olacaktı her sey?
Sayfa 72 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam