(...) Mecazî anlamda, “Necib Fazıl’ın ölümünün sırrı”dır. Üstad Necib Fazıl kayan bir yıldızdır; veya eski bir efsaneye göre, her ölenin gökte bir yıldızı kayar… Salih Mirzabeyoğlu, kendi hayatı için çok önemli bir dönüm noktası olan bu ölümü, hece vezninde kaleme aldığı tek şiir kitabında, “Kayan Yıldız Sırrı” diye ele alır. “Ben kimim?” diye sormak, “ölüm nedir?” diye sormakla birdir, hikmeti çevresinde… Kitaba ismini veren “Kayan Yıldız Sırrı” şiiri ise şudur:
Göklerde kanat açmış gûya gönlümce hür kuşBen değil mi yine ben kedere hedef durmuşGizleniyor bildiğim saklambaç oyunundaBenim gölge âlemde kendisine kaybolmuş
***
Bu mahmurluk sırtımda kaplumbağa kabuğuRahatı rahatsızlık şu dünyanın seyrindeAh geçmiş ne gelecek şimdiyse uçan buğuYollar ki birbirine kavuşmanın derdinde
***
Su üstünde ürperti hep gurbetlik duygusuNakışa düşen mânâ deniz üstünde desenZamanın nabzımı tutsun diye kurduğuDalgada gölge eşya benim gözümde de sen
***
Bir kayanın üstünde bilmem böyle kaç vakitRüyâların izinde tâbirlerin peşindeYıldırım düşen levha kumaşım ki mücerretAçıktan geçen gemi yüreğim o gemide
***
Tedirgin bekleyişler berzah sırrında hapisFikir ki saklı güzel gözümde açık derinPervane çeken mihrak nisbet kurduğum akisRüyâların ötesi müjde verdi güvercin
***
Ağı germiş çoktandır yıldız köşeler cinsiGebe dumanlı dünya sancı sarınca doğumRüzgâr dinlenen dalga kıyı idrakı şimdiRuh nisbeti bir harman ışık içinde oyun!
KAYAN YILDIZ SIRRI -Şâh Eser – Şâheser-II-, 30 Ağustos 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
İyice görmek için, yarın aç gözlerini:
Sonsuz duygusuzlukla aşkın ruhuna kıyma.
Bu acıklı ayrılık, diyelim ki bir umman,
Böler yaman gücüyle bir sahili ikiye.
Her gün iki nişanlı gelir, sevgi o zaman
Dönmüştür: sevinirler kıyı şenlendi diye.
Ya da ayrılık kıştır, nice üzüntü dolu,
Onun için dört gözle beklenir yazın yolu.
“Parlak sözlerle dalgalanan bir denizin ortasında, milyonlarca küçük tekne gibiydik. Ulaşacağımız kıyı hayali bir kıyıydı ama durmadan kürek çekiyorduk. Hayatlarımızı ertelemiştik. On sekiz yaşındaydık, on dokuz yaşındaydık, yirmi yaşındaydık... Sevgili büyüklerimiz, aptalca şeyler yapmamızdan korkuyorlardı.
Korkmakta haklıydılar. Ruj ve oje kullanmıyorduk.”
Geriye döndüm ve akıntıya ters yönde,kıyıya doğru kürek çekmeğe başladım. Kıyı Allah'tı; yön gelenek,kürekler ise bana verilen özgürlüktü. Ve bunlar bana kıyıya ulaşmaya çabalayım, Allah'la birleşeyim diye verilmişti.