4/10
·%20 (130/640 syf.)·
Dayanamadim yarım bıraktım bu kitabı. Bu son kitap sanıyordum öyle değilmiş.. Daha fazla devam edemedim cünkü olaylar bana göre döngüye girdi gibi hissettim. Afra artık hatırlasın şu Kıyı'yı da ondan sonra ne olacak görmek istedim, olmadı. Işıl Limae bir fantastik serin olduğunu hatırlıyorum o harika bir şeydi. O seriyi kitap olarak çıkartırsan onu tekrardan seve seve okurum. Ama bu serin maalesef ki bana hitap etmedi üzgünüm
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025303 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 34. kitabı
Hoş Geldin Ben “Kalp denizdir,dil kıyı.Denizde ne varsa kıyıya o vurur.” Yazarın daha önceden Gece Yiyen Kadın kitabını okumuştum . Bu okuduğum ikinci kitabı oldu. Deneme tarzında yazılan kitapları seviyorsanız bu kitabıda hemen okuyacaksınız. Yazarımız duygu ve düşüncelerini bizlerle paylaşıyor .Oldukça samimi,yalın bir üslüpla yazılmış bir kitap. Kitabı okudukça kendinizden mutlaka birşeyler bulacaksınız . Bunu bende böyle yapıyorum diyeceğiniz çok şey olucak. Bir gün lazım olur diye tuttuklarımız .Yalnızken tatlıda bulduğumuz teselli .Zayıflama sorunu gibi.. Yazarımızın babasının hastalık süreci ile ilgili yazdığı bölümler beni çok üzdü ve etkiledi .. Kendi hikayemizin başrolü olmayı bilmeliyiz diyor yazarımız . Mutluluğu dış dünyada değil kendi içimizde aramalıyız . Sıkılmadan okuyacağınız,okuması kolay bir kitap oldu . Türü sevenler bir şans verebilir . İçindeki huzuru bulamayan,dışarıda aramaya devam eder. - Bırakmak,kaybettiklerimizden daha fazlasını kazanmanın yoludur. - Hayat,başkalarının yazdığı senaryoları oynamaktan vazgeçip kendi sahnemizi kurduğumuzda anlam kazanır. - Hayat kısa, korkular uzun ama kahkahalar her şeyi çözer.
Hoş Geldin BenSongül Güney · Yason Yayınları · 20252 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kederi Başkasına Devredenlerin Hikâyesi: Sarıyaz
Puan vermedi·136 syf.··
2026 27. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 20:28
Mahir Ünsal Eriş altı yıl aradan sonra yeniden okurların karşısına çıkıyor. Aynı olayın etrafında dönen ve birbirine bağlanan sekiz öyküden oluşan Sarıyaz’da, yine küçük bir kıyı şehrindeki sözümona sıradan insanların dünyalarına ışık tutuyor. Onların aşklarına, hüsranlarına, isyanlarına, hezeyanlarına, kalp yaralarına ve her şeye rağmen hayata tutunma çabalarına tercüman oluyor… Her zamanki sakınmasız, dürüst ama merhamet dolu, hayat dolu tavrıyla. Türk Edebiyatının kendine has bir sese sahip yazarlarından Mahir bey. İlk baskısı 2019 yılında yapılan kitapta sekiz öykü yer almakta. Kitapta yer alan öyküler, çeşitli oranlarda birbirine değiyor denilebilir. Mekânsal açıdan değerlendirecek olursak öykülerin tümü aynı kasabada geçiyor ve bu kasaba, yazarın kitabının sonunda teşekkür ettiği “Çocukluğunun Bandırma’sını” akıllara getiriyor. Eriş, Güney Marmara’nın edebiyatımızda yeterince işlenmeyen, bakir bir coğrafya olduğunu söylüyor. Fakat yazarın belirttiği gibi tasvir edilen kasabanın, şimdide var olan bir yerden ziyade yazar için yitirilmiş bir cenneti resmettiği söylenebilir. Utku Lomlu Utku 'ya ait dikkat çekici bir kapak tasarımıyla kitap, okuru görsel olarak da kendine çekiyor. Öykü karakterleri ise ; “Şengül” ve “Gül Özlem Gül” öyküleri hariç erkek karakterlerin daha yoğun olarak işlendiği bir kitap olmuş. Bunun yanında Eriş, her biri zihnimizde yer eden kanlı canlı karakterler yaratabilmiş bir yazar. Bir röportajında, " karakterlerine ve mekânlarına kıyamadığını, bazı karakterlerinin hatırına geldikçe hâlâ içinin sızladığını" belirtiyor. Kurgusal metin yazarlığının yanı sıra çevirmenlik de yapan yazarın dile olan hakimiyeti, öykülerdeki gerek mekân tasvirlerinde gerekse ruh tahlillerinde kendini gösteriyor. Eriş, öykülerinde çeşitli manevralar yaparak bir anda hiç
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Aslında... sonunda kavuşma ümidi varsa özlemek güzeldir. Kıyı Güneşi, savaşın ortasında aşkı, fedakarlığı ve dostluğu anlatan bir roman. Elisa, işgale uğramış Vetnika kıyısında dayısı ve ailesiyle yaşayan, evin tüm işlerini üstlendiği gibi yengesinin de baskılarına maruz kalan genç bir kızdır. Antoni ise hayatını denizlere adamış Beyaz İnci isimli geminin kaptanıdır. Antoni, gemisinin vetnika kıyısına yakın bir yerde arızalanması sonucu kıyıya yanaşmak zorunda kalır ve çifttimizin tanışması ise su kaynağı yakınlarında olur. Tanışma hikayeleri biraz fazla ıslak olsa da hayat onları bir şekilde bir araya getirmiştir. O günden sonra aralarındaki bağ gittikçe daha da güçlenecektir. Kitabın ilk yarısı Vetnika kıyısındaki halkın yemek fişleriyle sıraya girmeleri, kadınların renklerle ayrıştırılmalarıyla ilerlerken ikinci kısımda ise Elisa ve Antoni için yaptığı fedakarlığı okuyoruz. Sevdiği adamı kurtarmak için neler yapabileceğini okumak beni en çok heyecanlandıran kısım oldu kitapta. Kitabın başındaki Elisa' yı hem sabırlı hem gözü kara görmek harikaydı. Yazarın kalemi bu kitabında da oldukça sade ve akıcı. Duygular yeterince işlenmişti benim için. Gereksiz ya da abartı bulduğum bir kısım da olmadı. Onlara dair okumayı istediğim her anı zihnimde bir şekilde canlanmayı başarıyor. Kitabın kısa oluşuna başta biraz üzülsem de son sayfayı okuyup kitabı kapattığım an tadında bittiğini düşünüyorum. Aşk, hüzün, bekleyiş, umut duygularını bir arada okumayı seven herkesin Elisa ve Antoni'nin hikayesini de seveceğini düşünüyorum. #k:463646. DuruMavii
Kıyı GüneşiDuruMavii · Pukka Yayınları · 2024243 okunma
10/10
·112 syf.··
2026 19. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 16:06
"Kıyı Allah'tı;yön gelenek, kürekler ise bana verilen özgürlüktü. Ve bunlar bana kıyıya ulaşmaya çabalayayım, Allah'la birleşeyim diye verilmişti." Sadece şu alıntı bile bence bu kitabı okumaya sizi teşvik etmeli. O kadar harika bir kitap ki nasıl övebileceğimi bilmiyorum. Tolstoy'un kendini bulma hikayesinin beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmezdim.
Hz. MuhammedLev Tolstoy · Karakutu Yayınları · 20105,6bin okunma
Her Ahmet Hamdi, Tanpınar değildir.
9/10
·376 syf.·
2026 162. kitabı
Kitap incelemesi için mekan arıyordum. Bir kafe olmazdı. Bir kütüphane fazla güvenliydi. Bir kitapçı ise fazla kolay bir tercih gibi geliyordu. Bir süre İstanbul'un içinde dolaştım. Sonra yolum Dolmabahçe Rıhtımı'na düştü. Deniz’in kenarında durup karşı kıyıya baktım. Burası yalnızca bir kıyı değildi. Türkiye'nin hafızasında yeri olan bir mekandı. Geçmiş burada sessizce durmuyor, ara sıra ayağa kalkıp kendini hatırlatıyordu. Bir zamanlar gençlerin tarihe müdahale ettiği bu taşların üzerinde şimdi başka bir geçmişi konuşacaktım. Bu kez siyaset değil, edebiyat vardı masada. Daha doğrusu, edebiyatın geçmişle kurduğu tuhaf ilişki. Tam o sırada aklıma Murat Menteş'in Tanpınar'a Huzur Yok'u geldi. Doğru yer burasıydı. Çünkü bu roman da geçmişle bugünün çarpıştığı bir alanda kuruluyordu. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın adı romanın üzerinde bir yıldız gibi duruyordu ama hikaye sürekli bugünün içine akıyordu. Hafıza ile hareket, kültürel miras ile güncel kaos aynı sayfalarda dolaşıyordu. Fakat sonra başka bir sorun çıktı karşıma. Bu incelemeyi tek başıma yapmak istemiyordum. Romanın kendisi zaten kalabalıktı. O halde neden kahramanlarını da çağırmayayım? Zihnimde kitabın kapağını açtım. Karakterleri Dolmabahçe Rıhtımı'na davet ettim. Bir süre sonra yalnız olmadığımı fark ettim. Başkahraman yanıma geldi. Ardından diğerleri belirdi. Kimisi meraklı görünüyordu, kimisi kuşkucu. Birkaçının yüzünde ise ancak Murat Menteş romanlarında görülebilecek türden bir rahatlık vardı. Sanki hayatları boyunca tuhaflıklarla karşılaşmışlar ve artık hiçbir şeye şaşırmamaya karar vermişlerdi. Hep birlikte rıhtımın taşlarına oturduk. İlk sözü ben aldım. Şunu merak ediyorum, dedim. Bu romanın asıl meselesi gerçekten Tanpınar mı? Başkahraman hiç düşünmeden cevap verdi.
Tanpınar'a Huzur YokMurat Menteş · Everest Yayınları · 2026722 okunma