Reşat Nuri Güntekin'in eserlerindeki tat sanıyorum ki, ince ince işlediği insani duygulardan geliyor.. Her karakterle ayrı bir duyguya ayrı bir fikre düçar oluyorsunuz. Ve akıp gidiyor eser. Kitap bitti ve bende hüzünlü bir hâl bıraktı. Hani bazı şeyler yaşanır ve bu böyle olmamalı ya da bu daha farklı olmalıydı diye dövündüğünüz bir an vardır ya, onu yaşatıyor. Hayır hayır spoiler vermicem. İnceleme yazısı mıdır bu yazdığım o da şüpheli. Kastım bir kitabı tanıtmak da değil gerçi, bende uyandırdığı hisleri, aldığım tatları, çıkardığım dersleri yazacağım bir not olsun istiyorum.
Anadolu'ya tayini çıkmış idealist bir öğretmen olan Zehra'yı tanımaya başlıyoruz ilk sayfalarda. Ve daha sonra Zehra'nın mahrum olduğu 'acımak' hissi ile hayat hikayesine karışıyoruz. Şu an hemen hemen hepimizin bildiği, çocukluğuna inmek usulü ile psikolojik haritasını görmüş oluyoruz. Kitap biraz ters köşe gelebilir kimine fakat bu tarz eserleri okumuş ve aşina olanlar sonuca şaşırmasa da eserden lezzet alacaklardır diye düşünüyorum.
Bu kısım tamamen kendime nottur:
Günah günahı açar ve bir hayatı zelil eder. Kursaktan haram girmeye başladıktan sonra bereket üzerinden çekilir ve rızka hürmetsizlik daima titreyeceğin bir nedamet silsilesine kapı olur. Ahlaksız insanlarla kurduğun ünsiyet meşrebini onlara yaklaştırır ve seni şerlerin içine koyar. Tabiatı temiz insanlarla ol, ol ki baktığın aynan temiz ve cilalı olsun.
Selam ile..