Kızağan

Hepsinden öte, 1923'te (Hakimiyeti Milliye gazetesine verdiği bir mülakatta Mustafa Kemal'in kendisi şöyle demişti: "Hepimiz onun (İTC) âzâsıydık."
Tarih
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
TCF liderlerinin İttihatçı geçmişleri bu bağlamda hiçbir şey ifade etmez. Milliyetçi hareket büyük ölçüde İttihatçı subaylar, siyasetçiler ve idareciler tarafından oluşturulmuştu ve bu hareketin içinden gelen kişilerce kurulan TCF gibi bir örgütün eski İttihatçılar'dan oluşması şaşırtıcı olmamalıdır. Aynı gözlem, ulusal direniş hareketinin öteki mirasçısı, Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF) için de yapılabilir.
Tarih
İzmir Suikasti
1926 davalarının, hiç kuşkusuz, siyasal bir temizlik hareketi niteliği vardır. Sorun şudur: Hangi gruplar, hangi nedenlerle temizlenmiştir? Sanıkların geçmişine ve iddianamelerde sürekli tekrarlanan konulara bakacak olursak, üç ayrı grubun temizlik hareketinin hedefi olduğunu görürüz. Bu gruplar şunlardır: 1. TCF; 2. İstanbul'da 1923'teki 'kongre'lerinde partilerini canlandırdıkları düşünülen İTC liderleri; 3. 1921'de Enver Paşa'nın Anadolu'ya dönmesi için çaba harcayan İttihatçılar.
Tarih
İzmir Suikasti
Benim görüşüme göre, suikaste karıştığı gerçekten gösterilen kişiler Ziya Hurşit ve Sarı Efe Edip'tir. Ziya Hurşit rolünü hiçbir zaman inkår etmemiş, tam tersine, alabildiğince sorumluluğu üstüne almaya çalışmıştır. Edip için aynısı söylenebilir, ne var ki, aynı zamanda suikastçi ve hükümet ajanı olarak ikili rol oynamış olabilir. Hiç kuşkusuz kiralık katiller de suikastte yer almışlardır. Elbette Abdülkadir ve Miralay Rasim de suikastçiler tarafından olaya karıştırılmıştır. Bu, Faik ve Şükrü'nün tanıklıklarıyla desteklenmektedir.
Tarih
İzmir Suikasti
İşin garibi, bütün dava boyunca mahkeme TCF'nin bir örgüt olarak olaya karıştığını ısrarla vurgulamasına rağmen, Hüseyin Rauf (Orbay) hariç parti liderlerinden hiçbirinin cezalandırılmamasıdır. Rauf da, komplonun 'beyni' olarak gösterildiği düşünülürse, görece hafif bir ceza ile kurtulmuştur. İstiklâl Mahkemesi'nin bile o derece aşırı gitmeye cesaret edemediği görülmektedir
Tarih