Rönesans, bir kültür olayı olmaktan çok, kapitalizmin ve sömürgeciliğin eş anlamlı doğuşudur. Her ikisi de birbirine bağlıdır ve kültür düzeyinde, giderek daha da ilahi olmaktan uzaklaşan bireyin güç arzusunu öven ve yücelten bir anlayışı yansıtır. Bilgelikten ayrılan bilimi, tabiat ve insanlar üzerinde hakimiyet arzusunun hizmetkarı haline getirirler. İşte o zaman Batı’da bu güç ve kuvvetle süslenmiş putlara karşı yeni bir tapınma biçimi ortaya çıkar.