kübra

kübra
@kkubra_2
Her şeye olan güvenimi kaybettim. Herkesten şüpheleniyordum. Dünyanın işleyişindeki tüm umut, sempati ya da neşe kavramlarına sonsuza kadar yabancılaştım. Bu gerçekten hayatımda belirleyici bir andı. Sanki kafam yarılıp açıldı ve o andan itibaren insanlarla kurduğum herhangi bir etkileşim, o yaranın acımasına neden oldu.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben tam unutmak üzereyken, o kanatlı canavar pike yapıyor, gagasıyla hafızanın kabuklarını yırtıp açıyor. Geçmiş günahların ve geçmiş utançların canlı görüntüleri aniden gözlerimin önünde beliriyor ve o kadar çok korkuyorum ki çığlık atmak istiyorum. Yerimde duramaz oluyorum.
Nereye gidersem görürüm eşsiz kudreti. Her diyardaki ve de her insandaki İnsaniyetin aynılığını keşfederim. Bir ben miyim aykırı, bu dünyadaki?
Asla gerçeklesmeyecek tutkularin tohumlari ekildiğinden İyi, kötü, günah, ceza eksik olmamış peşimizden Daima yolunu kaybetmişiz, çaresiziz biz Bunları alt edecek irade çıkmıyor içimizden Nerelerde, ne vaziyette başıboş dolanırsın? Neyi kınar, arar durur ve hatırlarsın? Belli belirsiz bir düş, zayıf bir yanılsamadır o Şarabı içmeyi unutunca, böyle düşüncelere dalarsın
Toplum. Bu kavramı az da olsa kavrayabilmeye başladığımı hissediyordum. Bu, bir bireyle diğeri arasında, spesifik bir anda gerçekleşen bir mücadeleydi ve tek yapman gereken o anda kazanmaktı. Hiç kimse bir başkasını tamamen fethedemez ve bir köle bile bir kölenin hakir karşılık verişinin altından kalkar, bu yüzden yapabileceğimiz tek şey, o anda ve orada, tek bir zar atışıyla her şey üstüne bahse girmek; ya hep ya hiç bahsi.Hayatı sürdürebilmek için başka bir yol yok. İnsanlar onur ve sadakate övgüler yağdırır ancak insan çabasının yegâne odak noktası bireydir. Bireyin ötesinde de bir başka birey vardır. Toplumun esrarengizliği; okyanus olan toplum değil, bireydir. Bir şekilde o seraptan, dünyanın o uçsuz bucaksız okyanusundan duyduğum korkudan bir nebze kurtulmuştum. Artık tüm meselelere karşı aynı daimi yargıyı sergilemeye kendimi mecbur hissetmiyordum, bunun yerine duruma göre ve ânın gerektirdiği şekilde başkalarına bir dereceye kadar umursamazca davranıyordum.