Ancak O zamandan itibaren bu yarı felsefi inancı, "Toplum dedikleri bireyden ibaret değil midir?" fikrini sürdürdüm.
Böylelikle toplum denen şeyin bireyden öte olmadığını düşünmeye başlayıp eskiden olduğundan biraz daha rahat
bir şekilde kendi irademle hareket edebilmeye başladım.
Ah, insanlar birbirleri hakkında en temel şeyleri bile bilmiyorlar. Birbirlerini zerre anlamadan en iyi arkadaş olduklarını sanıyorlar. Yaptıkları hatayı asla anlamadan sürdürüyorlar yaşamlarını
ve aralarından biri ölünce ardından konuşma yaparken ağlıyorlar.
Toplum dediği tam olarak neydi? İnsanın çoğulu mu?
Toplum denen şey tam olarak nerede bulunuyordu? Tüm
hayatımı toplumdan korkarak, onu güçlü, ürkütücü ve korkutucu bir şey olarak hayal ederek yaşamıştım.
(Toplum bunu kabul etmez.)
(Toplum değil. Sen kabul etmezsin, değil mi?)
(Eğer böyle yapmaya devam edersen, toplum sana iyi davranmaz.)
(Toplum değil yani. Sen.)
(Toplum seni canlı canlı gömer.)
(Toplum değil. Beni gömecek olan sensin, değil mi?)
Ben Tanrı'dan bile korkardım. Tanrı'nın sevgisine degil,gazabına inanırdım. İnanç. Bu yalnızca Tanrı'nın kırbacını
yemek üzere mahkemeye çıkyormuşum gibi bir histi. Cehennemin varlığına inansam da cennet benim için yoktu.