Murat Kesgin Hayallerin Uğruna Savaşmalısın! BANA YAPAMAZSIN DEDİLER. NE Mİ YAPTIM? KRALINI... Sana tutup da pozitif düşün istediğin her şey gerçek olacak diyecek halim yok. Çünkü bu kocaman bir PALAVRA. Yok efendim kainat sana torpil geçiyor, vay efendim evrene gel gel diye pozitif duygular gönderiyorum istediğim her şey oluyor. bla bla bla... Arkadaşlar yok öyle bir şey. Ticari amaçlı yazılmış, birbirinin kopyası olan kağıt israfları onlar. Aklınızla alay etmelerine izin vermeyin. GERÇEKLERLE YÜZLEŞİN. Bu kitapta seni gaza getirecek öyle süslü cümleler falan yok. Aksine acı gerçekler ve o gerçeklerle yüzleşmen için izlemen gereken adımlar var. Ömrüm boyunca çok fazla psikolojik savaş verdim. İntihar düşüncelerine varan bunalımlı ruh halinden kendimi kurtarmayı başardım ve istediğim hayata kavuştum. Bugün istediğim eşe, işe ve eve sahibim. Her şey sızlanmayı bırakıp harekete geçmemle başladı. Ben bu serüvenimi seninle paylaşacak ve bildiklerimi sana anlatıp yardımcı olmaya çalışacağım. Çünkü eğer şu an bu yazıyı okuyorsan eminim sen de çok fazla psikolojik savaş vermişsindir. Seni anlayabiliyorum. Okudukça senin de beni anlayabileceğini düşünüyorum... Tekrar uyarıyorum, bu sana yalandan gaz veren o klişe kişisel gelişim kitaplarından deği. Sana gaz vermeyeceğim, gerçekleri anlatacağım. Gerçeklerle yüzleşmeye korkuyorsan sakın okumaya tenezzül etme. Aksini düşünüyorsan, SAVAŞIMIZ BAŞLASIN.
An gelir..
Hayatta bazen öyle Ân gelirki.. Seni donar sanırlar,için kor alevdir oysaki.. Saatler birbirini kovalar, sen duvara uzun uzun bakarsın.. İşte o an geçen şey zaman değildir aslında.. Yüreğin buruk gezersin onca kalabalığın arasında,yüreğini en sıkı dost bilerek.. Ne gündüz,ne güneş nede açan bir papatya artık sana mânâ katmaz.. Atmak istersin kendini geceye, bir an önce akşam olsun dersin.. Kışın soğuğunda üşümemek için titreyerek üstüne örttüğün bir battaniye gibi gece'ye sarılmak istersin.. Açarsın pencereni,karşında bir sokak lambası görürsün.. Uzun uzun bakarsın o Sokak lambasına, oysa gördüğün manzara çok farklıdır.. İçinde tuttuğun mahkumlar hürriyet ister her baktıkça.. Derin bir nefes alırsın, gözlerinde cümle sonlarındaki üç nokta saklıdır... Yürürken kaldırım taşlarını saymaya başlarsın.. işte o ân "nedenler,keşkeler" Zihninde öyle bir döner dururki.. İşte o zaman Dilrûba O hesabı verebilmek o kadar zordur ki.. Yetişemediğin, kaçtığın kendinle yüzyüze kalmak.. İşte o Ân Gözlerindeki Gökkuşağı gider.. Siyah gelir yanına.. Seni öyle bir sarmalar ki,inan bana hiçbir renk onun kadar sana samimi gelmez.. Bir bakmışsın o gördüğün Sokak lambası aslında Siyahı sana göstermek içinmiş oysaki.. Çünkü heryer zifirikaranlık olunca nasıl bulabilirdin siyahı..? Dost olursun Siyahınla.. Onunla yürür,onunla düşünür,onu yüreğinin her çıkmaz sokağında bulursun.. Bazen Üsküdarda bir bankta gece vakti oturmak ister seninle.. Ve ilk cümlesi ne olur dersin..? " Sende herkes gibi olsaydın sana asla sarılmazdım der, Sende herkes gibi umut vadeden,sıradan,klişe sözlerle avunsaydın, sende Gökkuşağına bakıp beni unutsaydın sana sarılmazdım" derdi.. Neden siyah'sın sen diye sorardın siyahına.. ? "Herkes gibi olsaydım rengarenk olurdum,ben gecenin 3'üyüm, nimete karşılık imtihanın, Var
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
YKS
Herkese iyi akşamlar bunu okuyan kardeşlerim yarın 9 ay belkide daha fazla aylardır çalıştığınız emek verdiğiniz sınavın önce tytye ardından pazar günüde aytye ve dilciler için ydtye gireceksiniz hepinize başarılar diliyorum çok klişe olacak cümleler kurmayacağım size ama hiç bir sınav sizden önemli değil bunu asla unutmayın ben 2024te girdiğim zaman bir yükseköğretim programına yerleşemediniz yazısıyla karşılaşmıştım o anki yüzüme vuran gerçeklerle yüzleşip 2025 için daha çok çalıştım gece gündüz demeden ve 2025te daha güzel bir sıralama yapıp bir üniversiteye yerleştim başta gözlerime inanamadım tekrar tekrar baktım evet şuanda üniversiteliyim ama arkadaşlar inanın yksden daha çok ders çalışıyorum bütlere kalmamak için ve 3 ve üzeri dönemimi kapatmak için (çok şükür 3le kapattım bu sene) stres hayatımızın her anında var önemli olan onu yönetebilmek yarın ve pazar günü stresini yönetebilen arkadaşlarım kazanacaksınız emin olun siz her zaman biricik ve özelsiniz bir sınavdan daha değerlisiniz sizin için bol bol dua edeceğim Rabbim emeklerinizi zaye etmesin hepinize en içten şekilde başarılar diliyorum 🙏🏻
Hayırlı sabahlar
BİR BATILININ GÖZÜYLE BATI: 'Eğer sahip olmak, maddi açıdan zenginleşmek mutlu kılsaydı, bütün Batı toplumlarının buna ulaşmış olmaları gerekirdi. Ama kazanmak, sahip olmak ve daha fazla tüketmek, gerçekte kendine ve çevresine yabancılaşmış insanların korkularını ve bunalımlarını gizlemekte kullandıkları bir araçtır. Sistemin (makina) işleyebilmesi için silik, kişiliksiz ve uyumlu 'klişe' tipler gereklidir. Toplumsal yapı, bu ihtiyacını giderebilecek tipte insanlar üretir. Sonra da onların bu kendilerine yabancılaşmış, korkak ve bunaltılı ruh hallerini yalancı bir tatmine yöneltir. Çok tüketmek ve tüketilen malların marka değişiklikleri ile kişilikleri farklılaştırmak, aldatıcı bir doyum ve mutluluk görüntüsü verir. Ama içten içe, herkes mutsuz, korkak ve acı içindedir'. ( Erıch From)
1000Kitap
Dünya, hiçbir zaman şimdiki kadar kalabalık ve hiçbir zaman şimdiki kadar yalnız olmamıştı. Her gün yüzlerce insanın yanından geçiyor, binlerce dijital sese maruz kalıyor ama günün sonunda o devasa kalabalığın içinde yapayalnız kalıyoruz. Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna’da tam olarak bu modern trajedinin panzehrini, o unutulmaz ve sarsıcı tespitiyle kalbimize çiviliyor "Bir insanın bir insana yetebileceği..." Raif Efendi, hayatı boyunca etrafındaki etten kemikten duvarlar arasında görünmez olmuş, kendi ailesinin bile yabancısı haline gelmiş bir adamdır. Onun bu silik ve içe dönük dünyası, Berlin’de bir sanat galerisinde, bir tablonun karşısında Maria Puder ile kesiştiğinde zaman durur. O andan itibaren anlarız ki; ruhun yalnızlığı ne coğrafyayla ne de kalabalıklarla ilgilidir. İnsan, kendi derinliğini görebilecek, o derinlikteki sessizliği paylaşabilecek tek bir ruha ihtiyaç duyar. Sabahattin Ali bize aşkın o klişe, tantanalı ve dışarıya şov yapan halini anlatmaz. Onun anlattığı, iki insanın birbirinin eksik parçalarını sessizce tamamlaması, dünyanın bütün vahşetine ve anlamsızlığına karşı birbirine sığınmasıdır. Maria Puder’in elini tuttuğunda Raif’in hissettiği o muazzam emniyet duygusu, aslında insanın dünyadaki en büyük arayışıdır. Her şeyin hızla tüketildiği, insanların birbirini basamak olarak gördüğü bir evrende tek bir insanın, başka bir insanın tüm varoluşsal boşluğunu doldurmaya yetebileceği gerçeği hem çok büyüleyici hem de çok sarsıcıdır. Filozofların, sosyologların ciltlerce kitapla açıklamaya çalıştığı o "varoluşsal yalnızlık" sancısını, Sabahattin Ali şu tek bir cümleyle özetler: "Dünyada bana ‘Ben de varım!’ dedirtecek tek insanı bulmuştum." Bu cümle, kütüphaneler dolusu felsefe kitabından daha ağırdır. Çünkü insan, ancak başka bir insanın
Duygu ve Düşünce
Mayıs Okuduklarım & Haziran TBR (Yappingte Şampiyonlar Ligi)
Mayıs ayı, yine-yeni-yeniden çok dengesizdi. Ben bile bu kadar dengesiz değilim/j Kimi zaman, YKS25 sınavındaki sanat eserini çöp sanıp çöpe atan hizmetçi kadar süzme; kimi zaman Kintsugi sanatı gibi kendini kusurlarıyla dahi kabul eden hatta o kusurları daha da ön plana çıkaran o sanat türü gibi kendiyle barışık & mutlu hissettim. Ortasıysa hiçbir zaman kapımı çalmadı. Yaşadığım sıkıntı büyük ölçüde hobilerime yansıdı tabii. Özellikle kitap cephesi bundan fazlasıyla nasibini aldı: Kitap okumak, benim için aylar önce korktuğum şekilde yük haline geldi. Kitapları özümseyerek okumadım aksine vicdanımı rahatlatmak için bir araç niyetine kullandım. Sonucu ağır oldu gerçiçdğwdğwdwpğ. Vicdanım sadece kısa süreli rahatladı. Günün sonunda eylemleri yüzünden kitap okumaktan iyice soğumuş kendimle kaldım. Ama dengesiz demiştim ya ay hakkında, atlatmanın yolunu da buldum fazla gecikmeden. Yanlış anlaşılmasın, çok sıkıntı çektim süreç içinde. Sabotajcı iç sesim otoriter oldu, keyif aldığım şeylerin bana yine zevk vermemesinden korkup kaçtım. Ancak, tüm hayatıma entegre ettiğim bir sözü, düşünceler susana dek telkin ederek çıktım bataklığımdan: Yarına sağ çıkıp çıkmayacağım bile belli değilken ben ne diye saçmalıklara harcıyorum zamanımı? Ben, her zaman hayata en ufak rüzgarda uçup giden bir yaprak olmadığımı, iz bırakmak için geldiğimi düşündüm. İz bırakmak istiyorsam, sevdiğim şeyleri dibine kadar tatmak istiyorsam bir kelebeğin ömrü misali zamanı değerlendirmem gerekmez mi? Gerekir. Ben de kazandığım bu farkındalıkla yeni bir pencere açtım hayatıma. Ancak o pencere, direndiğim o rüzgarı beraberinde getirdi. Hâliyle yanlışım sandım. Sonra anladım, panzehirim rüzgarmış. Yıkılmakmış. Kitaplardan, çok sevdiğim şeylerden kendimi soğutmam yüzeysel bir olay değilmiş. Kendimi
1000Kitap