Çok pembe götlü dertler bunlar. Yazarı benim hayatımı yaşamaya davet ediyorum. Tarafımca kitabın tek katkısı "ben de kitap yazabilirmişim" şeklinde bi özgüvene yol açması oldu.
susanna tamaronun otobiyografik romanıymış, alırken bundan bile haberim yoktu tamaro kitabı diye almıştım sadece. ama iyi ki almışım. çok sevdiğim yazarların sadece var olan bütün kitaplarını degil tüm hayatlarını okuyup sistemime katmak istiyorum. o açıdan beni bayağı doyurdu.
ciddi bir otobiyografi degil küçük hüzünlü bir kızın hayat hikayesi daha çok. çocukluğunun karanlık ve umutsuz süren bi akışı var, ancak aile evinden çıkınca yaşama dair küçük bir umut ışığı görünüyor. kitap boyunca o kücük kıza sarılıp iyilestirmek için büyük bi istek duydum. bilmiyorum belki de içten içe kendi çocukluğuma sarılmak istedim. tatlıydı.
bu kitapla ilk karşılaştığımda 16 17 yaşlarındaydım, aradan 10 yıl geçmiş ve ben 3. kere kitabı aynı hislerle kapatıyorum. okuma deneyimi farklı, uzun bir şiirde, aşkta, yalnızlıkta, küçük anların içinde kontrollu bi atlayış yapıyormuş hissi veren, hemen anlaşılma gibi bi derdi olmayan, rahatlayıp kendinizi bırakmanız gereken bir yolculuk kitabın sundukları. bir kere aşık olmuş, karşılık bile beklemeden sevmiş herkese okumasını öneririm.