Kadriye her şeye, herkese, en çok da kendine hep suçlayan gözlerle bakardı. Suçlamak mıydı o, eleştirmek mi? Hiç bağışlamaz, hiç hoş görmez, hiç uzlaşmazdı. Yok, pek öyle değil. O bir zamanlardı. Hoşgörüyü öğrenmişti sonradan. Ama uzlaşmazdı. Sivri köşelerini sürte sürte yuvarlaklaştırmadı hayat, sonunda tümden yutuverdi onu...